Brüksel Gezisi

2009 yılının başında, karlı bir kış sabahı Brüksel’de buldum kendimi. Bu sefer turla gitmedim. Otobüs ayarladım. Oteli, geziyi her şeyi arkadaşlarla beraber planladık. Nedense olumsuzluklara rağmen çok eğlendiğimiz bir gezi oldu. Hava aşırı soğuktu ve ısınmak için bütün Brüksel’i koşarak gezdik. Birkaç yerde yerden hava üflüyen ızgaralar bulduk ve oralara konuşlanıp ısınmaya çalıştık. Sanırım bir yerlerin havalandırmalarının çıkışlarıydı. Ayrıca hiçbir şey almamamıza rağmen sırf ısınmak için dükkanlara girdik. Biz bu rezil hareketlerimizle gezi boyunca eğlendik. Peki hatırladığım kadarıyla nereleri gezdik?

Grand Place isimli meydanını görüp fotoğraf çektik.

Manneken Pis heykeli benim için ibretlik oldu diyebilirim. Küçücük bir işeyen çocuk heykeli. Yani şuncacık şeyden dahi turist çekmeyi başarıyorlar ya helal olsun. Türkiye’de neler var biz bu kadar turist çekemiyoruz diye düşündüm. Belli günler ve haftalarda heykele farklı kıyafetler giydiriliyormuş. Hatta yakınlarda bu kıyafetlerin sergilendiği bir yer de vardı. Belli özel günlerde şarap ve çikolata da işiyormuş gibi bir şey duydum ama galiba beni fena kandırdılar. Yakınlarda Manneken Pis’in kız kardeşi dedikleri yerden bitme bir kız çocuk heykeli de var.

Atomium devasa bir anıt. Biz dışarıdan gördük ama içeride de müzesi varmış.

O zamanki teknolojiyle anıt çok büyük olduğu için anca böyle parça parça çektim.

Mont des art için merkezden çok fazla yürümenize gerek yok. Bahçeler güzel görünüyor ancak biz karlar altında gördük tabii. Ben nerede brüksel lahanası tarlaları şeklinde yine eğlenerek gezmiştim ama brüksel lahanası tarlası görmedim.

Brüksel bir karikatür cenneti. Pek çok binanın cephesinde devasa karikatürler var. Hatta bir gezi haritası edinirseniz karikatür rotalarını da takip ederek şehirdeki karikatür sanatını yaşayabilirsiniz.

Havanın çok soğuk olduğunun farkında olmamıza rağmen Brüksel Parkına gittik. Daha da soğuk oldu. Çok fazla dolaşamadan oradan kaçtık.

Yiyecek içecek olarak kesinlikle Amsterdam ve Paris’e göre çok daha fazla şey buldum. Delirium kafe için ayrı bir paragraf yazmak istiyorum.

Guiness rekortmeni bu kafede yüzlerce bira çeşidi var. Brüksel’in kwak adında özel bir birası var. Tadı iyi değilmiş dedikleri için diğer çeşitlerini denemek istedik. Ama bu biranin bardağı da çok farklı kum saatine benziyor. Biz meyveli biralara ilgi gösterdik. Elmalı, muzlu, kirazlı o kadar çeşit bira vardı ki. Ortam da tam bir birahaneydi. Halay çekerek otelimize geri gittik.

Brüksel’de patates kızartması yanında tencerede haşlanmış kabuklu midye ve waffle meşhur. Çikolatalari zaten bir harika. Biz o zaman Hollanda’da aynısını bulabiliyorduk ama siz kutu kutu alabilirsiniz. Deniz kabuğu şekilli olanlar ve likörlu çikolataları meşhur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir