İran’ın Asimetrik Savaş Stratejisi: İnsan Kalkanı
Kendi halinde barış içinde bir Arap ülkesinde yaşarken bir anda kafamıza füzeler yağmaya başladı. İran’ın neden Amerika’ya geri saldırmak yerine alakasız bir şekilde komşularına saldırmasının sebebini araştırdım ve buldum. İran’ın asimetrik savaş stratejisi, aslında yıllardır dünyada dönen masumların ölümüne sebep olan terör örgütlerinin izlediği yollar konusunda da gözümün açılmasına sebep oldu. Ana akım medyanın ya da sosyal medyada yansıyanların gerçeklerden çok farklı olduğunu anladım.
Asimetrik Savaş Nedir?
Asimetrik savaş, askeri olarak gücü olmayan tarafın başka yöntemler kullanmasıymış. Bu yöntemler askeri yöntemler değil. Biri bölgeyi teröre boğmak, bunu biliyoruz; diğeri de karşı tarafı insani bir seçim yapmaya zorlayacak “insan kalkanı” stratejisi. Şimdi burada insani ve ahlaki olan taraf, gelişmiş medeni ülkeler olarak karşı taraf olurken, diğer tarafın insanları zerre umursamamasından dolayı insanları bir çeşit rehin alıyor. İşte “bana saldırırsanız ben de komşularıma saldırırım” diyerek kendisine saldırılmasına engel olmaya çalışıyor. Bu hak mı ya da etik mi? Elbette ki değil. Tamamen karşı tarafın vicdanına güvenen ve ona inanan bir yöntem. Yani baştan gayriahlaki olan taraf olduğunu kabul ediyor.
İnsan Kalkanı nedir?
Dahası, savaş sırasında İran’da sokaklara dökülen halkı görmüşsünüzdür TV kanallarında. Tabii o insanların ne kadarı zorla oraya toplandı bilmiyorum. Konser, bedava etkinlik falan yapıp insanları topluyorlar dediler; hakikaten birkaç yerde yayını durdurunca fark ettim, aslında insanların konsere geldiğini siz de bakabilirsiniz. Her neyse, söylenene göre insanları yığdıkları yer Devrim Muhafızları karargâhlarının önüymüş. İşte insan kalkanı yaparak kendilerini koruyorlarmış. Geçen yazımda İran’ın zengin kaynaklarına rağmen açlıkla pençeleşen halkının, yerleşim yerlerinin altına devasa füze şehirlerinin yapılması da aslında savaşın bir yere gitmemesinin sebeplerinden biri oldu. Amerika bu üstünde halkına sığınak bile yapılmamış füze şehirlerini yok edemedi.
Sonra bu işin çok daha kötü boyutları olduğunu fark ettim. Bu insan kalkanı meselesi, çok daha geniş bir alanda uygulanan bir stratejiymiş. Mesela askeri alanlar normalde yerleşim yerlerinden uzak olur, değil mi? Ama Devrim Muhafızları karargâhları özellikle okulların, hastanelerin ve yerleşim yerlerinin ortasında oluyormuş ki karşı tarafı saldırmadan önce iki kere düşündürtsün. Eğer her şeye rağmen karşı taraf saldırmaya karar verir, çocukları ve sivilleri öldürürse de İran hemen kameralarla ölenleri çekiyor, bununla ilgili propagandaya başlıyor ve karşı tarafı uluslararası kamuoyuna karşı dolduruyor. Nitekim İran’da Devrim Muhafızları karargâhının yerinde kurulmuş okul bombalandığında hemen bunun propagandası yapıldı. Evet, o kız çocukları gerçekten öldürüldü. Burada ama tek suçlu Amerika değil, bunu demek istiyorum. Teröristleri korumak için “şehit oldular” zihniyetine sahip Devrim Muhafızları yapılanmasının yaklaşımı daha da hastalıklı. Hatta ölen kız çocuklarına, Mahsa Amini olaylarında küçük kız çocuklarının okullarına kimyasal silahlarla dalan Devrim Muhafızları mı üzülmüş, çok da gerçekçi değil. Kaynakları aşağıya ekliyorum.
İran, Vekil Güçler ve Asimetrik Savaş Stratejisi
Sonra aklıma bir anda Filistin geldi. Doğru ya, Filistin’de de böyle bir mesele vardı. İran’ın Filistin’de Hamas’ı, Yemen’de Husileri, Irak’ta Haşdi Şabi’yi, Lübnan’da Hizbullah’ı ve Sudan ile çevresindeki pek çok ülkeyi teröre boğduğu biliniyor. Bizler durumu çok da araştırmadan “İsrail Filistinlileri katlediyor, soykırım yapıyor” dedik. Evet, İsrail gerçekten ayırt etmiyor ama medya gazıyla olayın diğer tarafını hiç görmediğimi fark ettim. Birincisi savaşı Hamas başlatmıştı. İkincisi aslında İsrail halka bilerek saldırmıyordu; Hamas yukarıda bahsettiğim insan kalkanı stratejisini uyguluyordu.Çok korkunç ama İran, Hamas’ın şehirlerin altına tüneller inşa etmesi için fonluyor. Bu tüneller bildiğiniz şehrin içinde hastanelere, okullara, evlere açılıyormuş. Amaç sadece kendilerini korumak değil, maalesef aynı zamanda İsrail sivilleri öldürdüğünde hemen o bölgede propaganda yapıp İsrail’i uluslararası kamuoyunda şeytan göstermek.
Hatta şöyle bir şey duydum: İsrail normalde bir yeri bombalamadan önce boşaltılması için uyarı gönderiyormuş, Hamas içeride insanlar olsun diye insanların tahliye edilmesini engelliyormuş. Sivil halk eli silahlı teröristlere karşı ne yapabilir ki. Umarım doğru değildir ama doğru olduğu daha kesin olan korkunç şeyler var. Zaten halkın neden tünellere sığınmasına izin vermiyorsunuz dediklerinde “şehitlik makamı”ndan bahsediyorlarmış. Sivil istese de istemese de şehit olmaya mecbur bırakılmış yani; çoluk çocuğuyla. Tabii ortada bir ideoloji de var.
İsrail–Filistin Savaşı ve Anlatı Farkları
Düşünün, sizin hakkınızı savunduğunu iddia eden bir örgüt var; karşı tarafla savaşıyor ama sizin çocuğunuzun, karınızın arkasına saklanarak yapıyor bunu. Sizce ne kadar sizin iyiliğinizi düşünüyor olabilir ki? Savaşın başından beri söylediğim şey şu: Evet, orada Filistin halkı eziliyor, onların bir pasaportu bile yok. İsrail burada bu insanlara ayrımcılık uyguluyor; bunlar doğru ve bu konularda İsrail haksız. Böyle bir durumda bir toplumun içinden bir terör örgütü çıkması doğal olsa da, halkını bu kadar hiçe saymalarının nedeni doğal bir örgüt olmaları değil, başka ülkeler tarafından fonlanmalarıdır.
Siz de sormuş muydunuz? “İnsani yardımlar neden Filistin halkına ulaşmıyor?” Orada halk açlık, hastalık ve ölüme terk edildi. İsrail “Hamas engel oluyor” diyor. İnsani yardımları Hamas’ın ele geçirdiği, karaborsa meselesini de halka eli silahlı Hamas’ın dayattığı söyleniyor. Duyduğuma göre artık Filistin halkında Hamas’a karşı bir nefret gelişmiş. İşte bana göre en önemli sebep, olayın doğal olarak halkın haklarını savunma olarak doğmaması, başka ülkeler tarafından fonlanmasından kaynaklanıyor. Kaldı ki İran’daki Devrim Muhafızları daha İran halkına düşman bir yapı. Filistinlileri neden umursasın?
Propaganda, Medya ve Gerçeklik Sorunu
İşte o yüzden kafam ana akım medya tarafından uyuşturulduğunda, Filistinli dostlarımla konuşurken onların “Hamas halkı düşünmüyor” ya da Lübnanlı dostlarım “İsrail size saldırıyor” dediğimde “bizde Hizbullah belası var, önce onlar başlatıyor” demelerinin sebebi bundanmış. Ve emin olun ben de, her ne kadar yaşadığım devlet tarafından son teknolojiyle korunmama rağmen, insan kalkanı olmak hoş değil. Bir de yaşadığınız ülkede böyle bir koruma olmadığını hayal edin.Bu savaş benim gözümü açtı. Siz de medyada ya da sosyal medyada her gördüğünüze inanmadan önce diğer tarafın da haklı olabileceğini bilin ve etraflıca araştırın. Dönen propaganda tek bir taraftan çıkıyor ve yanlı. Yazı dizisinin ilerleyen bölümlerinde aynı yapılanmaların nasıl Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmaya çalıştığından da bahsedeceğim. Kaynakları ekliyorum.
Kaynaklar
link: https://henryjacksonsociety.org/wp-content/uploads/2025/05/HJS-Hamass-Human-Shield-Strategy-in-Gaza-Report-WEB.pdf.
https://www.instagram.com/reel/DVyJD52iMxc/?igsh=MWJ1Y2hheTl3OTRzag==
https://www.fdd.org/analysis/2023/11/01/hamas-officials-admit-its-strategy-is-to-use-palestinian-civilians-as-human-shields/