Kahramanmaraş Olayı: Suç Kimin?
15 Nisan 2026’da Kahramanmaraş’ta 14 yaşındaki bir öğrencinin, okuduğu okulu babasına ait 5 tane silahla basarak öğrenci ve öğretmen olmak üzere en az 9 kişiyi öldürdüğü bildirildi. Kahramanmaraş olayı tüm Türkiye’de tepkiyle karşılanırken, olayda kullanılan silahların katilin emniyet müdürü olan babasına ait olması da dikkat çekti. Olayla ilgili pek çok yazı okuyup tartışma programı izledim. Her zamanki gibi suçlu aranmış ve genel olarak aile suçlu bulunmuş. Suçlu aranmalı mı? Evet, bence bu kadar küçük bir yaş için aranmalı. TRT Haber‘den kaynak aldım yazımda, hatta en temel argümanım oradan geliyor. “14’lük cani” tabiri kullanılmış ama resmiyette “suça itilen çocuk” denilmesinin bir sebebi var. Aile suçsuz demiyorum, belki de en suçlu aile ancak ben bu yazıda başka, azımsanmayacak olası sebeplerin üzerinde durmak istiyorum.
Alakasız Yorumlar
Bütün bunları sekülerliğe bağlayanlar var. Yahu biz önceden daha seküler değil miydik? Demek ki muhafazakârlaşmak bize iyi gelmiyor. Bir grup da sekülerliği suçlamak için her türlü bahaneyi buluyor maşallah. Pek çok kişi çocuğa “otistikmiş” ya da başka psikolojik hastalıkları varmış dedi. Bu tarz etiketlerin topluma zarar verdiğini düşünüyorum. Çünkü aslında çocukta konulmuş herhangi bir teşhis yokmuş. IQ’sunun aşırı yüksek olduğu anlaşılıyor. Yani ortada böyle bir durum yokken “acaba otistik miymiş?” demek yanlış çünkü bu, “otistik bireyler adam öldürebilir” anlamına mı gelecek? Zaten her katilin arkasından “yok bipolarmış, yok şizofrenmiş” demek çok doğru değil çünkü araştırmalara göre çoğu katilin çoğu zaman herhangi bir psikolojik rahatsızlığı olmuyor. Biz kendimizce insanları etiketlemeye çalışırken aslında toplumda bu sendromları ya da rahatsızlıkları taşıyan insanları da zan altında bırakıyoruz.
Ailede ihmal ihtimali
Erdoğan olay sonrası yeni bir düzenlemeyle artık çocuk katillerin ailelerinin tutuklanacağını söyledi. Eğer bir ihmal yoksa bence mantıksız bir fikir ancak muhtemelen ihmal durumunda insanları tutuklarlar, saçmalayıp keyfi işler yapmazlar diye düşünüyorum. Bu olayda bence babanın ihmali net. Kullanılan silahlar babaya aitmiş, o yüzden ben babanın tutuklanmasını haklı buldum.
Sonrasında anne de tutuklandı. Söylentilere göre rehberlik öğretmeni anneyi arayıp uyarmış ve anne de karşılığında telefonu öğretmenin suratına kapatmış ancak tutuklanma sebebi bu kadar basit ve kanıttan yoksun bir söylenti değildir; ortada halka açıklanmayan daha ciddi bir ihmal kanıtı vardır diye düşünüyorum. Çünkü telefonu gerçekten öğretmenin suratına kapattığını kanıtlayabiliyorlar mı ya da öğretmen kim bilir ne dedi de kadın sinirlendi gibi soru işaretleri varken zaten telefonu birinin suratına kapatmak da tutuklanma sebebi olmamalı. Umarım haklı yere tutuklanmıştır çünkü her iki ebeveynin de tutuklanmasıyla diğer kardeşler ebeveynsiz kaldı. Eğer devlet yeterli desteği sunmazsa ve o çocuklar da suça sürüklenirse burada sorumlu tamamen devlet olacak. O yüzden bu tarz kararlar verilirken dikkatli düşünülüp gerekçelendirilmeli.
Suçlu Aranmalı mı?
Belki bu yazı çocuk katili iyi ya da haklı gösterip insanları sinirlendirir mi diye düşünüp yayımlayıp yayımlamamak konusunda tereddüt ettim. Evet, belki katiller neden katil oldu diye çok da sorgulayıp suçu başkalarında arayınca katil en sonunda masummuş gibi oluyor ve bu da toplumun suç algısını bozuyor. Ancak yetişkin katillerin bile onları neyin ittiğinin bu kadar sorgulandığı bir ortamda bence bir çocuk katilin neden bunu yaptığı daha fazla sorgulanmalı. Ancak ben, çok sıkıntı olmayacaksa, daha çok eğitim sistemini sorgulamak istiyorum. Bu konuda eğitim sistemini sadece sorguladığım ancak suçlamadığımın altını çizmek istiyorum çünkü olayların tam olarak nasıl geliştiğini tam olarak bilmediğim gibi biraz da duyumlardan yola çıkarak bu analizleri yaptım.
Okulun sorumluluğu
Ben ilk olarak okulun rehberlik servisini sorgulamak istiyorum. Burada rehberlik servisi çocukla konuştu mu, gereğini yaptı mı tam olarak belli değil. Anneyi aramasından bir eylem içinde olduğu belli. Ancak benim aklımdaki soru şu: Neden çocuğun problemini çözmek varken topu aileye atmaya çalıştılar? Yani aileyi bilgilendirmeleri ve beraber hareket etmeleri önemli ancak belli ki rehberlik çocuğun problemini çözemedi. İşte uğraştı da mı çözemedi yoksa bir sorun olduğunu anlayıp umursamadı, “ailesi çözsün ya” deyip sadece aileyi mi sorumlu tuttu?
Sosyoekonomik Faktörler
Rehberliğin işini tam olarak yapmamasının altında da bu olayın kendisinin de bir yerinde sosyoekonomik faktörlerin olduğunu düşünüyorum. Okullardaki en önemli problemlerin, bazı eğitimcilerin işlerini baştan savma yapmasında —ki eğitim arttığı için aslında kalitenin artması gerekirken tam tersi düşmesinin de en önemli sebebinin bu olduğunu düşünüyorum— öğretmenlerde “yahu kuş kadar maaş alıyoruz, hiçbir şeye yetmiyor, bir de bir sürü çocuk yığılıyor; bu paraya bu iş yapılmaz” düşüncesinden kaynaklandığını düşünüyorum. Sistem o kadar çürümüş ki eskiden öğretmenler faydalı nesiller yetiştirmek için bu işi hakkıyla yapmak adına ellerinden gelenin en iyisini yaparken şimdi eğitim fakültelerindeki eğitim iki katına çıkmasına rağmen insanlar “bir şekilde atanayım da ay sonunu getirebileceğim bir maaş alayım” diye bu bölümleri tercih eder hale geldiler. Bir de giderleri düşürüp gelirleri en yüksek seviyeye çıkarmaya çalışan yöneticilerin baskısı var. Kendi işinden çok daha farklı işler yaptırılmaya çalışılan, alması gerekenden çok daha fazla öğrenci alan bir sürü öğretmen var.
Sosyoekonomik faktörler sadece eğitim kurumlarını değil öğrencileri de etkiliyor. Birincisi, her öğrenci okul dışında bir aktiviteye yönlendirilse belki bu olay olmayacaktı. Ancak her aktivite para gerektiriyor ve sosyoekonomik düzeyimiz o kadar aşağılara indi ki biz zaten artık sadece temel ihtiyaçlarımızı giderebilirken eğlence, boş zaman aktivitesi gibi şeyler hayal oldu. İşte bu durum okul yaşındaki çocuklara bu şekilde yansıyor bence. Bu olaydan bir gün önce olan Şanlıurfa olayından da bu durumun yaygınlaştığını ve maalesef daha da yaygınlaşabileceğini öngörebiliriz. Aynı şekilde Kahramanmaraş’taki çocuğun yüksek IQ’lu olduğunu görerek bu tarz çocuklar için belki ayrı bir eğitim ya da kurum olsaydı ve bu çocuk orada kendi IQ’sundaki çocukların yanında zaman geçirseydi belki de bunlar olmayacaktı.
Katilin asıl motivasyonu
Ve burada asıl meseleye geleceğim. Olayda atlanılan birkaç ayrıntı var. Çocuk evi silahla basmıyor, okulu silahla basıyor yani travmasının kaynağı okul. Herkes sadece aileyi suçluyor. Baba poligona götürmüş diye kıyamet koparıldı. Belki baba hevesini almasını istedi. Ayrıca her poligona götürülen çocuk katil mi oluyor? Benim iddiam okulun bu olayda sanıldığından daha büyük bir rolü olduğu. Rehberlik çocuğu psikolog ya da psikiyatriye yönlendirmiş, eyvallah. Çocuğu iki psikolog gördü, psikolojik tedavisine devam ediyordu söylemlerinden bu konuda bir ihmal olmadığını anlayabiliyorum.
Önceki yönetim sadece bu çocuğun çantasını arıyormuş, baba da sadece kendi çocuğunun çantasının aranmasından rahatsız olmuş. Bence durum şöyle gelişti: Böyle bir okul ortamında çocuk sorunlu ve şiddet meyilli olarak etiketlendi ve bunun üzerine bir kimlik oluşturdu. Aile defalarca uyarılmış; demek ki defalarca bu konu üzerinde duruldu ve okul kaynaklı stres ev içine kadar yansıdı. Sonra çocuk okuldaki bu kimliğiyle negatif de olsa dikkat çekebildiğini fark etti. Yönetimin değişmesiyle de aynı negatif de olsa ilgiyi göremiyor ve tüm dünya tarafından fark edilebileceği, ünlü olabileceği talihsiz eylemini gerçekleştiriyor. TRT Haber‘de de bahsedilen manifestosunda aynen yazmış. Amacı ünlü olmakmış. Zaten okul onu “kötü çocuk, sorunlu çocuk” olarak etiketlemiş. Sonrası kendini gerçekleştiren kehanet. Rehberliğin bu sorunları dikkat çekmeyerek, etiketlemeyerek çözmesi gerekir ya da yöneticilerin her türlü eylemi gerçekleştirmeden önce rehberliğe danışması gerekirdi.
Ayrıca bir ay önce öğretmenlerin çoğunun başka okullara dağıtılması bence şüpheli. Norm fazlası denilmiş ama bir yerde birisi “asılsız şikâyetlerle” dedi, duydum. Elbette ki olayda söylenmeyen şeyler var. Devletimiz bir şeyi biliyordur da yapıyordur diyor ve bu durumu eleştirmiyorum.
Sonuç
Bana göre eğitim sisteminin bu olaya katkısı söylenenden çok daha fazla. Sonuç olarak bu çocuk, eğitim sistemi tarafından topluma kazandırılamamış biri olarak öldü ve başka ölümlere de sebep oldu. Eğitimcilerin —buna yöneticiler de dahil olmak üzere— amacı bugün de “işimizi yapıp maaşımızı alıp eve gidelim” değil, eski jenerasyonda olduğu gibi her öğrenciyi topluma kazandırmak olmalı. Ve eğitimcilerde bu zihniyet değişimine sebep olan sosyoekonomik faktörler daha fazla sorgulanmalı.