Kadın Geçindirme Meselesi

Red pill meselesinde yazacak çok şey çıkmasından mütevellit bu konuda yazmaya devam ediyorum ve bugünkü konum kadın geçindirme meselesi. Öncelikle benim yorumlarım Türk toplumuna olası etkileri üzerine, açıkçası başka bir ülkenin toplumu üzerine yorum yapabilecek kadar donanımım yok. Aslında ben mevcut Red Pill fikrinde toplumumuzdaki kadın nefretini de gördüm. Red pill tüm bu duygu durumunu kendince bilimsel olmayan teorilerle (praksiyoloji deniliyormuş) rasyonelleştirmeye çalışmış. Bu da bizim gibi toplumlar için zararlı olabilir.

Daha önceki yazılarımda da kadın meselesi ni yazmıştım. Red pill adı altında gerçekten yararlı öneriler de bulmama rağmen fikir o kadar dağınık ki gerçekten yorum yapacak çok şey çıkıyor. Kendi içinde de ciddi çelişkileri var. Fikrin dağınık olmasının sebebi bence kadın nefreti taşıyan bütün erkekleri kapsamaya çalışması. Sonuçta çok farklı toplumların çok farklı kesimleri tamamen farklı fikirlerle kadın düşmanı olabiliyor. Ayrıca genel olarak kadın düşmanlığı cinsel olarak ve duygusal olarak kadına erişememek olduğu için kadın nefretiyle bir yere varamayacaklarını içten içe biliyorlar. Nafile çözüm arıyorlar ancak çelişkili fikirlerle bir yere varamayacaklarının pek farkında değiller. Sonuç olarak kısır döngü oluşuyor ve kadına ulaşmak için çırpındıkça ulaşamıyorlar ya da yanlış kadın modeline ulaşıyorlar yine kadın nefretine dönüyorlar. Bu kadın meselesi ile ilgili yazılar yazmaya devam edeceğim. Nitekim tek bir yazıda bitecek bir mesele değil.

Kadının hesabını ödeme çelişkisi

Mesela bir çelişki de kadın ları geçindirmek istemiyoruz meselesi. Artık daha fazla kadının ekmeğini eline aldığı bir dönem için ilginç bir söylem. Hatta yabancı yayınlarda daha bariz bir söylem var. ‘Artık kadının hesabını ödemek’ istemiyorlarmış. Şimdi çelişkilerden biri şu. Bu akım feminizme muhalif olarak doğuyor. Feminizm zaten kadınları erkek tahakkümünden kurtarmak için var. Kadın kendi kendine yetsin, kendi sorumluluğunu alsın istiyor. Red pill de diyor ki biz güçlü kadın modeline karşıyız. Kadın her zaman bizden aşağıda ve muhtaçtır. Biz kadını her açıdan korumakla görevliyiz. Ee o zaman kadın hesabını ödemek mesele olmamalı.

Bu arada ‘hayır Red Pill öyle demiyor’ diyenler olacaktır. Dediğim gibi fikir o kadar dağınık ki. Ben bir kişinin söylediği değil, Red Pill başlığı altında söylenen tüm fikirleri genelleyerek konuşuyorum.

Yanlış anlaşılan feminizm

Şimdi bir de şöyle bir manipülasyon var ve bu manipülasyondan dolayı da feminizmi tamamen yanlış anlayanlar var. Zaten bu topraklarda feminizmden daha yanlış anlaşılan bir başlık daha bulamadım. Bir de benim gibi durumu açıklayacaklar için olayı üçüncü dalga feminizm, dördüncü dalga feminizm terimlerine indirgemeye çalışmışlar. Halbuki terimlerin tanımlarına baksalar hiçbir dalga feminizmin bahsettikleri şey olmadığını anlayacaklar ama solipsizm örneğinde de olduğu gibi kendi terminolojilerini oluşturmuşlar. O yüzden dışardan bir sosyal bilimci bakınca gerçekten kafası yanıyor. Her neyse bunlar hesabını ödeten, erkeğin üzerine yıkılan kadını da feminist kadınlar grubuna sokmuşlar. Aslına bakarsanız yeni nesil olan, yani boomerlardan itibaren geniş bir kesimden bahsediyorum, bütün kadınları feminist kategorisine sokabilirler bu mantıkla.

Şimdi hesabını erkeğe ödeten, tüm hayatı boyunca erkeğe yıkılan kadınlar feminizmin tam tersi bakış açısıyla bakanlar. Bu kadınlar erkeğin üstünlüğünü kabul etmiş ve erkeğin tahakkümü altında yaşamayı kabullenmiş, kendi yetersizliklerini ve aşağılıklarını kabul etmiş kadınlar. Ben kendi fikirleri olduğunu sanmıyorum ancak hala ataerkil bir toplumdayız. Çoğumuz ataerkil ailelerden geliyoruz. Kimi ailesinden gördüğü bu tarz şeyleri pek sorgulamadan kabul ediyor. Durum bu.

Eğer bir erkek kadın kendi ayakları üstünde dursun, kendi hesabını bana ödetmesin diyorsa aslında feminist kadın seçmeli. Ancak bu kadına da tutup ‘ben senden üstünüm seni domine edeceğim. Özgür bir iraden olmayacak, her şeyini ben kontrol edeceğim’ diyemezsin.

Aileden gelen kodlar

Şimdi ironi burada başlıyor. Adam hem kadın kendi ayakları üstünde dursun istiyor hem de kadını domine edecek. Çünkü ailesinden öyle görmüş. Red Pill’i seçen ya da Red Pill’den bağımsız benzer fikirleri olan erkeklere baktığımda çoğunun muhafazakar çevrelerden geldiğini görüyorum. Bu yazımda da yazmıştım. Nitekim Red Pill de toplumun geldiği noktaya muhalefet olarak doğan eski cinsiyet rollerine dönmemizi isteyen muhafazakar bir akım.

Tabii bu ataerkil aileden gelen muhafazakar kafadaki kişiler de yine benzer kafada kadınlar seçtiği, en ufak bir güç esamesi gösteren ya da feminist kadınlardan fellik fellik kaçtığı için nam-ı değer ‘erkeğe yıkılan kadın’ buluyor.


İroni içinde ironi var. Olay aileden görülen kalıplardan dışarı çıkamamak aslında. Eğer öyle olacaksa kadının hesabını da ödeyeceksin, sigortasını da yapacaksın, geçindireceksin de. O kadına da istediğin kadar üstün olduğunu dayatırsın. Hızlı bir karşılaştırmayla seçilen kadının kişinin annesine de benzediği gözlenebilir bence. Ancak bu tepkiler cinsiyetten bağımsız bazı toplumsal değişimlerden kaynaklanıyor.

Toplumsal değişimlerin etkisi

Bu değişimin en önemli basamağı bireyselliğe geçiş ve geniş aile modelinin sona ermesi oldu. Bu yazımda yazdım. Geçen nesillerin kadının geçimini sağlamasında sıkıntı yoktu çünkü geçim çoğunlukla aile içinde kalan sermayeden sağlanıyordu. Kadın da karşılığında erkek ailesine hizmet ederdi. Yine de batılı ülkelerle karşılaştırılınca hala daha tam olarak bireyselliğe geçememiş olsak da son on yıl gittikçe kötüleşen ekonomik krizler de durumu zorlaştırıyor. Kısaca eski cinsiyet rolleri değişmezse yeni yaşam tarzlarımızda erkeğe daha fazla yük binecek. Ve evrimsel olarak erkek buna alışkın olmadığı için yine evrimsel olarak daha önce görmediğimiz şekilde erkekler ağlanmaya devam edecek.

Bir diğer sebep de ciddi anlamda bir tüketim kültürü pompalanması. Hayatını erkeğinin üzerinden geçirmekte beis görmeyen kadın hem boşluğa düşüyor hem de para kazanılırken yaşanan zorlukları görmüyor. Tek amacı internet üzerinden hava atmaya dönüşüyor. Çoğunlukla internet üzerinden gösterilen bu hayatlar gerçek dışı olsa da bazı kadınlar erkeklere daha fazla kazanması ve daha fazla tüketmeleri konusunda baskı yapabiliyor. Bu da erkeklerin üzerinde ekstra bir baskı oluşturuyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir