Bebekli Anne Blogu

Kültür SanatYAZILAR

Inventing Anna ve Fonlama siteleri

Bu hafta sonu Netflix’te Inventing Anna’yı izledim. Yıllar önce sahte alman varisi olarak uluslararası yayında epey yer bulmuştu. O dönem film olacağını duymuştum.

Dizide dikkatimi çekenlerden biri de Kickstarter denilen fonlama sitesinden bahsetmeleriydi. Filmde buradan elde edilen gelir yenilmiş ancak bu tarz fonlama siteleriyle projelerinize destek bulabilirsiniz. Biraz da bundan bahsedeceğim.

Film eleştirimi ekşide yaptığım yorumdan kopyalayarak tembellik edeceğim. Zaten şimdi ekşide yazar olmak zorlaşmış. Yüzlerce yazı yazdım hala yazar olamadım. Çok da güzel şeyler yazdım. Bu gidişle o yazıları buraya kopyalayıp yayınlayacağım.

Inventing Anna

Bu hikaye Anna’nın nasıl başarısız bir dolandırıcı olduğunu anlatıyor. Bence Türkiye’de yaşayan, aramızda dolaşan, sayıları azımsanmayacak tokatçılardan daha zeki değilmiş.

gayet akıcı bir filmdi. daha filmin başından anna’yı çok zeki bir dolandırıcı olarak lanse ettikleri ve film tamamen gerçekleri yansıttığı için insan merak ediyor. ancak filmi izleyip bitirdikten sonra aslında çok da enteresan değilmiş. hatta bence anna sorokin biraz aptalmış. daha zekice davranabilirmiş. kısaca bu film anna sorokin’in başarısızlığını anlatıyor. fakat ünlü olma konusunda başarılı olmuş o kesin. zaten mahkemeye düşmese bence asla tanınmazdı.


dolandırıcılık hikayesi bence çok sıradan ve amatörce. hizmet hırsızlığı yapmışmış. şu an türkiye’de pek çok sözde iş kuran adam çok zengin olacağını işçilerini de müdür yapacağını söyleyerek köle gibi çalıştırıp maaşını vermiyor. hayır iş kuran adamların da iş yaptığı adamlar paralarını vermiyor. bu türkiye’de bir rutin. bence anna sorokin türkiye’deki sıradan bir adam kadar bile dolandırıcılıkta başarılı olamamış. bu insanlar bunları yapıp hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam edebiliyor ayrıca. yani türkiye’de böyle demek ki amerika olunca tutuklanıyor.


anna sürekli fonumda sıkıntı var diyip duruyor. buna sinirlenenler olmuş. sizin hiç mi patronunuz maaşınızı aylarca vermeyip yüzlerce kere bankada sıkıntı var gelecek demedi. bunları diyen adam da hapse girmedi üstelik daha da parayı götürdü işini büyüttü. bunlar türkiye’de sadece benim başımdan mı geçti, kimse mi işçi olarak çalışmadı, kimse mi iş kurmaya çalışmadı, herkes mi anasının babasının yanında çalışmadan suya sabuna dokunmadan oturuyor anlamıyorum. bizi belediye dolandırdı düşünün belediye. adamlar sadece kendi cemmatinden kişilere para veriyorlar anladık da çok farklı bir branşta adam istiyorlar mesela parasız mı çalıştıracaklar? parasız çalıştırıyorlarmış bunu da gördük deneyimledik. daha ötesi yok bence.


kendini başkasıymış gibi göstermiş. bunlar bana o kadar sıradan geliyor ki. bir komşum vardı. kendini deneyimli bir sürü özel öğrencisi olan bir öğretmen olarak tanıttı. aylarca kira vermeden bakkala da yazdırarak geçindi. herkes paranın peşine düşünce de defoldu gitti. öğretmen falan değilmiş.


sanat işi kurmak istedik o kadar hırsızlık dönüyor ki biz de deneyimleyip akıllandık. adamın biri köyden kadının birini kafalamış. kadının portresini yaptırdı bize. parasız teslim etmezdik tabii ama adam iş tam bitmeden görmek isteyince arkadaş dijital ortamdan göndermiş. ondan sonra zaten adam kopyasını çıkarmıştır. ortadan kayboldu. biz bundan sonra hep işin başında paranın yarısını aldık. vermezlerse kendilerini nasıl tanıtırlarsa tanıtsınlar iş yapmadık ki neler vardı. ama bahsettiğim adamın hikayesi garip. ben kadına kendisini sanatçı olarak tanıttığını çakozladım. adamla kadını internetten buldum. adam kendini yerel bir kanalda çalışan bir televizyoncu olarak tanıtmış. eşim kanalı tanıyordu. kanala adamı bulmaya gitti bir de ne görsün. orada öyle biri çalışmıyormuş. ben de her şeyi bir güzel kadına yazdım. tabii kadın şok. ama adamdaki de iyi cesaret. zaten her şey kadını kandırmak için bir de kandırmak için yaptırdığın eserin sahibini de kazıklıyorsun enteresan.


neyse açıkçası ben başka ülkelerde de türkiye’deki kadar olmasa da bu tarz şeylerin döndüğünü tahmin edebiliyorum. zaten rachel polise gidiyor avukata gidiyor pek de umursanmıyor. ne zaman işin içine kodamanlar giriyor o zaman işler ciddiye biniyor. tüm dünyada aynı yani.

Anlaşılamayanlar


filmde kopukluklar vardı. amerika’ya geliş hikayesinde anlamadığım yerler var. kız nasıl bu hale gelmiş diye sorunca ailesi araştırılıp bir yere varılamamış. normal hayatta da bu kopuk bence o yüzden film de kopuk olmuş. bence ailesinde kesin bir şey var. kızı kimsesiz bırakmışlar. kız nasıl olursa olsun. bir aile evladını tek başına bırakır mı?


kızın herkesi ezmesinden rahatsız olunmuş. böyle insanlar da çoğunlukta. özellikle hatun kişiler arasında. hele türkiyede biraz parası olan biriyle evlenmişlerse götleri yere inmiyor. bu kız en azından kendi çabasıyla bir yerlere girip insanları eziyor. bu da sıradan geldi bana.


filmi izledikten sonra biraz interneti karıştırıp anna sorokinin sosyal medya hesaplarını buldum. çok hava atmak gibi bir derdi yokmuş bence. daha çok o hayatı yaşamak istemiş biraz da ortamı trollemiş bence. ama fotoğraflardan anladığım kadarıyla pek de zengin görünmüyormuş. bir kere yüzü ve saçları bakımsız biraz da kilolu. insanlar nasıl inanmış anlamadım.

bakımsızlığından dolayı aşırı para harcamadığını düşünüyorum. estetik işine girmemiş mesela.
rachel’i çok da haklı bulmadım. anna onu 60.000 dolandırdı ama önceki iki yıl anna onu yedirmiş içirmiş giydirmiş. belki 60bin harcamış onun için. bence çok da haksız sayılmaz. zaten bu suçtan suçsuz bulunuyor. o zaman annanın o parayı nereden bulduğu çok net değil. sanırım krediydi.


kredi işlerini anlamayanlar için anlatayım. bir arkadaşım amerika’ya gitmeden amerika’da şirket açtı. bu yapılabiliyor. sonra şirket üzerinden banka işlemleri yapılabiliyor. bazı bankalar sin istiyor onu da amerika’ya vize çıkarıp alabiliyorsunuz. herhangi bir ülkeden oturum aldıktan sonra yüklü miktar kredi çekip saçma sapan bir ülkeye kaçıp hayat kuran insanlar az değil. ya da krediyle yiyip içip eğlenip ülkesine kaçan… bizim yeşil çamı kandıran hintli bir sözde yönetmen vardı. bizimkiler de onun filmini yapsın bence.


anna müfettiş işini de bir şekilde çözebilir ve istediği işi kurabilirdi ama çok amatördü bence. sanal kart, ses değiştirme programları bilinen şeyler. bunlara kananların boşluğuna gelmiş bence. aslında anna onlara daha fazla kar edebilecekleri bir fikir vermiş. onlar da para peşindeymiş aslında yoksa anna güzel olduğu ya da zeki olduğundan değil. anna’nın sunduğu fikir ise var olanın geliştirilmişi. zaten bu tarz şeyler tutuyor. apayrı bir şey geliştirmek istesen paran yoksa hiçbir yere varamıyorsun.


bence olay annanın dolandırıcılığı değil annanın nasıl hapse düştükten sonra ünlü olduğu. işte burada gazeteci devreye giriyor. kariyerini kurtarmak için makale yazıyor. belki de reklamı dergi yaptı. çünkü ilk duruşmada kimse ilgilenmiyordu. sonradan duyulmaya başlanıldı. gazeteci ve avukatın anna’ya düşkünlüğü falan yok. herkes kendini kurtarma derdinde.


ama ye kürküm ye hesabı. dış görünüşün ne kadar önemli olduğu açısından düşündürücüydü. vivian jet uçağı olayını araştırırken soruyor ‘öylece uçağı alıp gitmeme izin verir miydin’ diye. karşılığında da ‘tabii ki hayır sıradan bir insan olduğunu belli’ cevabını alıyor.
vivian’ı oynayan oyuncuyu eda eceye benzettim. val de bir miktar taner ölmez’e benzettim. ayrıca berlin’deki çevirmeni oynayan kadın türkmüş.

Futuristik Erkek Arkadaş


aslında anna’dan çok chase karakteri ilgimi çekti. filme göre aslında anna en başında gold diggerlık yapıyormuş. chase de bir nevi dolandırıcı ama gerçek fikirleri var. kickstarter’dan parayı kırıp sonra onu yiyor anna’yla. chase zengin biriyle takılarak geleceğe yatırım yaptığını sanıyor güvenini kazanmak için yedirip içiriyor ama aslında kendi dolandırılıyor farkında değil. ama gerçekten bir uygulama fikri var.


chase karakterinin gerçekte hunter ler soik olduğu söyleniyor. profili uyumlu. kore asıllıymış. şu an dubai’de yaşıyor. bahsi geçen uygulamanın ismi shadow. futurist erkek arkadaş olarak geçiyor. dubai’de yeni açılan future museum’da çalışmış. nüans mı bilmiyorum.


sonuç olarak anna bence vakıf fikrini chase ile takılırken geliştiriyor. chase anna sorokin’in mimarı olabilir. ondan önce anna bildiğin gold digger’mış.

Şimdi Nerede?


anna 2021’de salınmış. bir ay sonra vizesi dolduğu için yabancılar polisi alıkoymuş. halen tutuklu. başta zaten anlamadım neden ilk mahkemede yurtdışına kaçmadığını. onun yerine california’ya kaçıp vizesini uzatmak için bir rehabilitasyon merkezine giriyor. burada da anlamadığım şeyler var. göçmen ya da sığınmacı olarak bir ülkede suça karışılınca hapisten sonra sınır dışı edilir bildiğim kadarıyla. uçak bileti falan ülke tarafından ayarlanılır ve deport edilir. suça karışan birinin vizesinin yenilenmemesi normal. bu durumda anna nasıl kalmış anlamıyorum. kalmakta da ısrarcı olmuş galiba. bir de amerika ısrarı var anladığım kadarıyla.

Fon Siteleri

Bu dizide de bahsedildiği üzere projelerinize destek bulabileceğiniz siteler var. Teknolojiden sanata pek çok proje yapabilirsiniz. Kickstarter en ünlü fonlama sitesi. Her gün binlerce dolar para toplanılıyor. Ancak kickstartera girebilmeniz için Amerika, İngiltere, Avustralya, Kanada ya da Hollanda’da oturum sahibi olmanız gerekiyor. Ama bu ülkelerde oturumunuz yoksa Kickstarter’dan sonra gelen Indiegogo’yu da kullanabilirsiniz.

Mükemmel bir proje

Dünya çapında fantastik oyun yapımcılarına haritalarında kullanmaları için orijinal içerikler sunuyor bu proje. Mutlaka göz atın.

https://www.indiegogo.com/projects/cartography-assets-for-worldbuilders/x/28186846#/

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir