İran savaşı nasıl görüldü?
İran savaşı ‘nın en civcivli yerinin ortasında kalmış biri olarak savaşın içeriden ve dışarıdan nasıl göründüğünün çok farklı olduğunu fark ettim. Bizzat İran’ın yerlisi olup hâlen orada yaşayan arkadaşlara sorduğumda, durumun halk için gayet güvenli olduğunu; çünkü Amerika’nın sadece Devrim Muhafızlarıyla alakalı yerlere saldırdığını söylediler. Geçen yazımda da kaynaklı şekilde belirttiğim üzere, İran savaşı İsrail veya Amerika’yla değil Sünni Müslüman ülkelerle olduğu için en çok rastgele Körfez ülkelerine, sivillere saldırıldı. İran en çok hiç Amerikan üssü olmayan Dubai’ye saldırsa da aslında öteki Körfez ülkeleri de zor durumda kaldı; çünkü yüzölçümleri BAE’ye göre daha az olduğu için metrekareye düşen füze sayısı arttı. Evet, komik bir tanım oldu: metrekareye düşen füze sayısı 🙂
Dışarıdan savaşın görüntüsü (Türkiye’den)
İnsanlar savaşa çok garip tepkiler verdi. Evet, mantıklı konuşan ve mantıklı şeyleri sorgulayan insanlar da vardı ama tabii mantıksızlıklar daha çok dikkat çekiyordu. Öncelikle birçok insan Dubai’nin füzelenmesine çok sevindi. “Yansın batsın, kül olsun” gibi tepkiler verdiler. Hatta Dubai’nin çikolatasına kadar küfreden oldu. Yani kimse “neden” diye sormadı. Başka bir ülke başka bir ülkeye savaş açıyor, karşılığında o ülke kendini savunacağına sırf en yakınında diye alakasız başka ülkeye saldırıyor. Kimse bunun ne kadar adaletsiz olduğunu sormuyor mu? O ülkede yaşayan insanlar 200’den fazla ülkeden gelen yabancılardan oluşuyor, yani bir ırktan bahsetmiyoruz. Hadi biraz egolarını bile düşünseler, bu kafada bir yönetim yarın bize de saldırır diye düşünmüyorlar mı? Gerçi bize de kaç kere füze fırlatmasına rağmen bizden bile İran’ı destekleyen — “gerizekâlı” demek istemiyorum, bakın geçen yazımdan beri “irrasyonel” terimini kullanıyorum — kimseler var.
Her neyse, şunu anladım: ne kadar çok Dubai’ye gelmek isteyen varmış. Tabii Dubai sosyal medyayı çok iyi kullanarak o kadar reklam yaptı ki herkesin hevesi kalmış ülkede. Böyle isteyip de gelemeyenler nefret kustu, yani savaş gibi ciddi bir konuda dahi. Dubaililere bela okuyan bir sürü insan oldu.
Medyanın etkisi
Onun dışında dışarıdan görünen elbette ki medyadan görülenlerdi ve medya her zaman doğruları göstermedi. Dubai’de hava savunma sistemi dünyanın en güçlü hava savunma sistemlerinden biriymiş.
Ben o gün çalışıyordum; İran yüzlerce füze göndermiş ve ne oldu biliyor musunuz? Haberlerde gördüm, diğer türlü ruhum bile duymadı. Bence bu savaş sanki Dubai için kötü şöhret oldu gibi görünse de, bence gerçek anlamda dünyanın en güvenli şehirlerinden biri olduğunu ispatladılar.
Medya ve clickbait tuzağı
Medyada doğru haberi bulmakta açıkçası çok zorlandım, özellikle Türk medyasında tarafsız ya da durumu doğru okuyup doğru değerlendirebilen birini bulmakta zorlandım. Pek çok kişi aynı şeyden şüphelendi ki bana sordular haberleri nereden takip ettiğimi: Al Jazeera’dan takip ettim. Zaten bu “Dubai yıkılıyor” haberleri de çoğunlukla clickbait haberlerdi; yani başlıklara gerçekte olmayacak ters köşe şeyler yazıyorlar ki tıklansın. Aynı mantıkla ABD askeri gerçek anlamda İran’ı gerçekte ezip geçmesine rağmen “İran ABD gemisini vurdu” tarzı yalanlar ya da ABD’nin bir uçağı düştüyse onun abartılması derken sanki gerçeğin tam tersi öne çıkıyor gibi oldu.
Zaten ABD’nin askeri gücü ortada, İsrail’de de dünyanın en güçlü istihbaratı var. İran’ın ne hava gücü var ne savunması var; donanmasının içinden geçtiler derken zaten İran’ın askeri anlamda yenmesi mümkün değil. Ama işte mantıklı olarak bakarsan başlıklara bu tarz “ABD İran’ı vurdu” ya da “İran’ın bir terör karargâhı daha indirildi” denilse beklenen olduğu için insanlar onun yerine twerk yapanları tıklamayı tercih edebilir. O yüzden tam tersini yazıyorlar ki insanlar şaşırsın; ama böyle olunca da gerçeği ciddi anlamda bulandırıyorlar.
Trump karşıtşığının dezenformasyana etkisi
Bir de bunların arasında Trump karşıtı olduğu için bilinçli ABD karşıtı haberler yapanlar vardı. Yani şimdi ABD’de yaşamıyoruz, bence haklılardır diyorum ama yine de aynı durum Türkiye’de olsa savaş hali; yani önce ülkemizi destekleriz gibime geliyor. Aslında bu şekilde Trump karşıtı ABD medyalarından biri olan CNN Türk, savaşın başından beri çok kuvvetli bir şekilde İran propagandası yaparken muhabirinin tutuklanıp deport edilmesinden sonra ne düşündüğünü de merak etmiyor değilim. Yahu adamlar Nobel ödülü alan bilim insanlarını bile sırf kadın olduğu için ölene kadar hapse atıyor; senin muhabirin kadın diye gözünün yaşına bakar mı?
Goygoylar
Dubai çapında ünlü olmaya başlayan habercilerden biri de Cüneyt Özdemir oldu. Dubai’de sadece eskortlar yaşıyor muhabbetinin goygoy olduğunu düşünüp ciddiye alanları bir kenara bırakıyorum. Ancak haber adı altında goygoy izlemenin ciddiyetsizliği konusunda da hak veriyorum. Ama asıl karşı geldiğimiz goygoy, “o kadar dünyanın bilmem nesini yapıyorsun da bir havaalanını koruyamıyor musun?” diye sivil havalimanı saldırılarıyla dalga geçmeleri oldu. İyi de adamlar havaalanını koruyamıyor diye bir şey yok ki; hatta Emirates Airlines’ın umurunda bile değil, uçuşlarına aynen devam ediyorlar. Hürmüz kapatması sebebiyle yakıt sıkıntıları yüzünden dünyada başka havayolları çok daha fazla etkilendi. Ona cevap verdiğimizde de bizi Dubai hükümetine yalakalık yapmakla suçladı. Doğruları söylemek ne zaman yalakalık olmuş?
Türk medyasının mentalitesi
Türk kanallarında başka ülkelerde olmayacak kadar tartışma döndü ve “uzman” adı altında bir sürü insan çıkarıldı. Genelde askerî kökenli birkaç kişi doğru düzgün yorum yaptı ama çoğunluk gerçeklerden ya da mantıklı analizlerden çok komplo teorileri, efsaneler ve clickbait olsun diye internette uydurulmuş masallardan yola çıkarak konuştu. Şimdi konuyla alakalı olmasam, yabancı basından yabancı dilden araştırmasam belki inanırdım. İnsanların bilgisi yok, fikri var gibi. Bu insanlar izleyicileri birden fazla kere yanlış yönlendirdi.
Medyadan algılar
Bunlardan birincisi Körfez ülkelerinin aslında kendi başlarına bir ülke olmadığı, aslında Arap ülkeleri olmadığı, görünen her şeyin yalan olduğu ve aslında bu ülkelerin ABD ve İsrail ülkesi olduğunu söylediler. Yahu ülkeden kafasını çıkarmamış insanları kandırabilirsiniz ama biz nerede yaşıyoruz o zaman bre gafiller? Ha olay bu ülkelerin İran gibi kendi içine kapalı ülkeler olmaması, diğer ülkelerle ilişki kurmasıysa, yani mantıklı olan bu değil mi? Birincisi neden ülkeleri İran gibi, Kuzey Kore gibi olması konusunda indirgemeci düşünüyorsunuz?
Ayrıca Körfez ülkeleri diğer tüm normal ülkeler gibi her ülkeyle ilişkileri olan ülkeler; sadece İsrail’le ilişkileri yok ki Türkiye’yle de ilişkileri var mesela. Ha İsrail konusunda mesela Türkiye-İsrail ilişkileri gibi daha köklü değil de son birkaç sene içinde başlayan ilişkileri var. Mesela Türkiye de dışarıya kapalı bir ülke değil; Türkiye’nin de ABD ile ya da daha pek çok ülkeyle ilişkisi var, yani NATO ülkesi. Gerçi Türkiye’ye de saldırdı İran ama ona da kulp buldular, ona da geleceğim.
Üsler
Yine medyada söylenen daha mantıklı bir bahane Körfez ülkelerinin ABD’ye üsleri saldırı amaçlı kullandırmasıydı. Ancak bu doğru değil ve doğru olmayan bir şey sırf insanlar tıklasın ya da beyni komplolarla uyuşturulmuş bir halkta tepki oluşmasın diye servis edilip geçiliyor. Gerçi daha düne kadar komplo teorileri benim de aklımı kurcalıyordu ama özellikle bu savaşta aydınlandım.
ABD üsleri yine İran’ın Körfez’i işgalini engellemek amacıyla 90’larda açılırken kanunlarla korunma altına alındı. ABD üsleri asla İran’a saldırı amaçlı kullanamaz. Yani Körfez yasal olarak ABD’ye üsleri saldırı amaçlı kullandırtamaz. Ancak bu üsleri savunma amaçlı kullanamazlar anlamına gelmiyor. İran’ın da argümanı zaten “üsler kapatılsın” derken Körfez ülkeleri üsleri savunma amaçlı kullanmasın, İran da Körfez ülkelerini işgal etsin. Zaten çok gündeme getirilmeyen şeylerden biri de İran’ın aslında desteklediği bir ton terör örgütüyle bu ülkelere uzun yıllardır saldırması.
İşte benim daha önce çok farkında olmadığım savunma kuvvetlerinin bu kadar güçlü olmasının sebebi de zaten bundanmış. Ayrıca daha önceki yazımda da söylemiştim: BM kararıyla İran’ın Körfez’e sebepsiz saldırıları kınandı. Tabii bu basit bir kınama değil; bu tarz şeylerden sonra savaş tazminatı adı altında bu ülkeler İran varlıklarına haklı ve yasal zeminde el koymaya başladılar. Para kaybettiğini anlayan İran karşılık olarak BM’ye bu argümanla gitti: üsler saldırı için açıldı diye. Ee cevap? Yok, çünkü gerçek değil. Zaten gerçek olsa BM karşılığında İran’ın savaş ve insanlık suçlarının karşılığında konulan ambargoların bir miktarı kaldırılırdı.
Medyanın amaçsızlığının özeti
Yani uyanık vatandaşlara buradan seslenmek istiyorum: İran zamanında şeriatı yaymak, Şiiliği yaymak, Şii hilali vs. ideolojilerle internet trolleriyle beyninizi yıkadı. Türk medyası da zahmete girmek istemiyor; siz ne izlemek istiyorsanız size onu veriyor. Gerçekler için ana akım medyaya inanmayın.
Medyada gösterilen yalanlardan biri İran’ın aslında Türkiye’ye saldırmadığıydı. Yahu daha akla aykırı ne uydurulabilir hala anlamıyorum. Milli Savunma Bakanlığı açıklamalarına açın bakın; füzelerin İran’dan geldiği kesinleşti. Hadi ilki yanlışlıkla düştü, iki, üç, dört… Yine resmi açıklamalara bakın, İran kınandı. Bakan Fidan İran’a karşı Arap NATO’su denilen Riyad görüşmelerine katıldı; bu görüşmeler önemliydi, katılan tüm ülkelerin gerekirse topyekûn birleşip İran’a karşı direneceklerini teyit ettiler. Ama o kadar enteresan ki gerçekte olanlar apayrıyken medyada apayrı şeyler gösterildi.
Medyada en çok güldüğüm yorumlardan biri de birinin savaşı bilardoya benzetmesiydi. Diyor ki ABD İran’a saldırıyor, iran da bilardo topu gibi gidiyor ötekine vuruyor yani körfeze. Yahu bu adamlar top mu aklı fikri yok mu?
Sosyal medyadaki öteki sakıncalı fikirler
Sosyal medyada ana akım medyanın sebep olduğu algılar haricinde bir de şu garip fikri gördüm: İran ülkeler Müslüman olmadıkları için saldırıyormuş. Bakın bu trollerin bu ideolojisi üzerine daha önce yazmıştım. Ey troller, sizin dini ya da dinle aslında alakası olmayan işinize geleni din diye kakaladığınız her türlü hastalıklı ideolojiye uymayan insanların aslında Müslüman olup olmadığına İslam dini adına siz karar veremezsiniz. Çünkü çok basit: siz Allah değilsiniz. Ve bu yaptığınız aslında şirke giriyor.
Şimdi de İran’ın saldırdığı her ülkeyi kâfir ilan etmeye başladılar. Sebep: çünkü İran saldırıyor. Ee ama Türkiye’ye de saldırdılar, o ne olacak? “Zaten biz de Türkiye Cumhuriyeti düşmanıyız; İran saldırsın hatta işgal etsin Türkiye’yi inşallah” diyenlerle aslında neyi savunduğunu bilmeyen ve onlarla birlikte sürüklenenlerden oluşuyor bu grup.
Dubai’den nasıl görünüyor?
Dubai’deki insanlar olarak tabii ki de mantık sınırlarımız aşırı zorlandı. “Ne alaka” deyip durduk. İran, İsrail ve Amerika’ya saldıramadıkça ya da cevap veremedikçe füzeleri boşuna üretmiş olmayayım diye komşularına saldırmaya başladı. Ama sanırım Körfez’e saldırınca hem yanlış kişilere de olsa bir cevap vermiş olacaktı hem de Körfez ülkeleri İsrail’in yanında olmamak için karşılık vermeyeceğinden dolayı İran açısından Körfez ülkelerine saldırmak zararına olmayacaktı. Yani İran için savaş tazminatı ve uluslararası ilişkileri bozulacağı için mutlaka halkı ve devleti için zararlı olacak ama Devrim Muhafızlarına zarar vermiyor. İran halkı ve devleti de zaten Devrim Muhafızlarının umrunda değil. Ayrıca İran Amerika uçak gemilerini vuramayacağını biliyor; İsrail için de uzun menzilli füzeleri bitmiş galiba, o yüzden elindeki füzeleri Körfez hava savunmasında heba etmeyi tercih etti. En başta çok garip oldu ama bu irrasyonaliteye alıştık.
Bazı Türklerin fesat yorumlarına bazı Dubaililer çok üzüldü. “Hayatımda ilk defa refah içinde yaşamaya başladım ve mutlu oldum, şimdi insanlar bu yüzden ölmemi istiyor” diye paylaşım yapanlar oldu; içim parçalandı.
Biraz egoist duruyor ama Dubaililer kıskanıldıkları için İran’ın saldırdığını düşünüyor. Garip bir şekilde bunun İran’da yaşayan İranlılarla konuştuktan sonra doğruluk payı olduğunu fark ettim. Aslında şu an Devrim Muhafızlarının yaptıklarının halk hareketleriyle ciddi bir alakası var. Halkı sallamıyorlar dedim ama halkın iyiliğini sallamıyorlar anlamında. Baya İran halkını düşman olarak görüyorlar. Her neyse İran halkı şunu sorguluyor: bizim Körfez’den çok daha fazla petrol ve gaz kaynaklarımız varken neden Körfez zenginlik içinde yaşıyor ama biz açlıkla boğuşuyoruz? Bu aslında kıskançlıktan çok mantıklı bir soru İranlılar için.
İranlıların gözünden nasıl görünüyor?
Öncelikle İranlılar, İran devleti ile dünyaya terör salan Devrim Muhafızlarının birbirinden tamamen ayrı olduğunun altını çizilmesini istiyor. Aslında çok uzun süredir Müslüman ülkelerin mezhep çatışmasını tetiklemesin diye göz önüne çıkarmadığı Devrim Muhafızları tüm dünyaya terör ihraç ediyorlardı. Hiçbir vatanını seven İranlının bu örgütü savunduğunu sanmıyorum.
Sadece Ocak ayında 2 gün içinde 50 bin İranlıyı katlettiğini söyledi İranlı arkadaşlarım. Baya sokaktaki insanlara ağır silahlarla girmişler, birçok genç ölmüş. Daha da yaralananları hastanelerden toplayıp onları da katledip cesetleri nehir kenarlarına fırlatmışlar. İranlılara göre Devrim Muhafızları ülkelerini yaklaşık 50 yıl önce işgal etmiş bir terör örgütü. Merak edenler için söyleyeyim: bu mollaları da ABD bizzat başa getirdi. Amaç Soğuk Savaş döneminde dünyanın sosyalizme karşı kutuplaşmasıydı. Çıbanın başı yine ABD. Şimdi kendi başına açtığı belayı temizleyemiyor çünkü 50 yıl ülkenin içine kök saldı.
Yani IRGC, SSCB dağılınca ABD’nin kendi ürettiği düşmanı durumuna düştü çünkü durum ona evrildi. Çünkü ABD’nin en azından sosyalizme karşı diye desteklediği ideoloji, aşırı gerici ve dünyaya zarar verebilecek bir ideolojiydi. Yani Trump’ın da dediği gibi kendinden önceki başkanlar hatalar yaptı ve durum kontrolden çıktı. Yeşil Kuşak Projesi yazıma bakabilirsiniz.
Halkın Tepkisi
Her neyse, işte böyle bir ortamda doğal olarak İranlıları dans ederken, partilerken görüyoruz çünkü ülkelerini yıllar önce işgal edip koca bir medeniyeti mahveden hainlerden sonunda kurtulacakları için mutluydular. Benim konuştuklarım yakın zamanda kralları Pehlevi’nin geleceğine inanıyor. İsrail kendilerini tehdit eden terör bitsin diye Pehlevi’yi destekliyor olabilir ancak ABD daha önce Pehlevi ailesini kontrol edemediklerinin farkında, o yüzden pek de Pehlevi’yi desteklemiyor. Belki desteklese bu iş çoktan bitmişti çünkü halkın çoğu Pehlevi’yi istiyor. Savaştan önce farkında değildim, bayrakları bile farklıymış. Normalde bayrağın ortasında aslan olan orijinal bayrakları.
İranlıların fark ettiği şeylerden biri de Devrim Muhafızlarının yıllarca İran halkının çektiği fakirliğin sebebinin diğer ülkelerin (düşman devletler olarak tanımlıyorlar) koyduğu ambargolar olduğunu söyleyerek halkı uyuttukları. Ancak savaşta ortaya çıktı ki İran aslında ambargoları delerek illegal bir şekilde petrolü Çin’e satıp para kazanıyormuş ve bu paralarla da devasa füze şehirleri inşa etmiş. Eğer bu kadar şehir inşa edecek kadar savaş bekliyorlarsa neden İsrail’deki gibi bir tane sığınak yapılmadı, neden Körfez gibi hava savunma yapılmadı ya da halk için su ve gıda stokları yapılmadı? Çünkü halk umurlarında değil. Hatta maalesef çok daha karanlık şeyler de var, bir sonraki yazımda bahsedeceğim. Kısaca İranlılar bunları soruyor.
Sonuç
Birkaç kişi de internette sanki İran’ın tüm dünyaya uyguladığı ekonomik terörden etkilenmeyecekmiş gibi İran’ı destekleyenleri irrasyonel (gerizekâlı demeyeceğim) olarak gördü. Özellikle de bizzat İranlılar Devrim Muhafızlarından kurtulacaklarını düşünüp partilerken şunu sordular: Siz İran’da mısınız, İran’ın durumunu nereden biliyorsunuz da Devrim Muhafızlarına destek oluyorsunuz? İran’da bir dakika bile yaşamadınız. Bırakın İranlılar kendi ülkeleri için kendileri karar versin diyorlar. Ancak Devrim Muhafızları İran halkını kitleler halinde katlederken kararlarını nasıl gerçek hayata geçireceği bir soru işareti.