Eş Seçiminde Kadın Erkek Üstünlüğü

Geçenlerde ekşi sözlük okuyordum. Erkeklerden beklenen ağır cinsiyet rollerinden şikayet ediyorlardı. Aslında büyük resme baktığımda herkesin haklı olduğunu görüyorum. Ve aslında erkeklerin tercihlerini değiştirerek istedikleri yaşama ulaşabileceklerini görüyorum. Aslında tek yanlışları her şeye dar bir perspektifte bakmaları.

Yazarın biri kadınların sırf kadın olduklarından dolayı zengin erkeklerle gününü gün edebildiklerinden şikayet etmiş. Yani bedavaya yaşayabilirler. Kendilerine bir şeyler ısmarlatabilirler. Lüks otomobillerde seyahat edebilirler. Lüks yerlerde tatil yapabilirler. Üstelik bunu sadece kadınlıklarını göstererek yapabilirler. Bana biraz eskortluğu tarif ediyor gibi geldi. Ve bütün kadınlar böyle derken yani bütün kadınlar mı eskort demeye çalışıyor nasıl dar bir perspektifi var zihniyeti anlamak mümkün değil. Kendisi de zengin erkeklerle takılamadığı için mi şikayet ediyor ya da parası olmadığı için eskort tutamadığın mı bilmiyorum. Sanki normal kadınla eskortu ayıramamış gibi geldi. Yani sonuçta aslında eskort olmayan ama eskortumsu bu işleri yapan da olabilir. Ama onlar da çoğunlukla sırf erkek oldukları için zengin olanlarla takılır. Çünkü o erkekler de toparlanır çeteleşir mafya olur. Birilerine çökerek yaşar. Ya da illegal işler yapar. Ya da tokatçılıkla geçinir. Yani kadın isterse eskort olup rahat geçinebiliyor biz yapamıyoruz diye bir şey yok. O zaman sen de mafya olup zengin olabilirsin tamamen tercih meselesi.

Normal insanlara dönüp cinsiyet rollerinden bahsedelim. Daha önce de hep bahsettim. Bizim kültürümüzde eş seçiminde mutlaka kadının erkekten alt seviyede olması gerekiyor. Hatta maalesef bu uğurda kadının hayatı mahvedilebiliyor. Kız çocuğu çocukluğundan itibaren erkeğin kendisinden üstün olduğu bilinciyle yetiştirilmeye çalışır. Özgüveni çökük kadın başarılı olamaz. Evde kız çocuğu deha gibi bir şeyse de engellenir kafasına vurulur. Çünkü kızlar evlenmek için doğar ve evlilikte erkek üstün olmak zorunda olduğu için kadın çok zeki olursa evlenecek erkek bulamayabilir. Çalışmayan kadınla evlenen erkekleri örnek vereyim. Sonuçta bu da tercih meselesidir. Bu zihniyette kadın evde hizmetçi gibi çalışır. Erkek de evin dışında hizmetçi gibi çalışır ve roller eşitlenir. Zaten bu tarz bir aile kurumunda erkeğin maddi sorumluluğu alması beklenir. Bu zaten otomatiktir. Diğer türlü ekonomik olarak bağımsız bir hane kurulamaz. İki taraf da razıysa sorun yok. Ama bir de ekonomik olarak zorlanıp vızırdanıp sürekli kadını aşağılayan erkek var. Kadın gururuna yediremeyip çıkar giderse ya da çalışmaya başlarsa işler değişir. Çalışmazsa yine kadın ezilir. Çünkü başta çalışmaması konusunda uzlaşılmasına rağmen artık sürekli gururu kırılmak durumundadır.

Daha orta ve üst seviye ailelere baktığımızda artık ekonomik olarak özgür kendi ayakları üzerinde durabilen kadınlar görüyoruz. Bu kızlar özellikle aile baskısıyla eli çok iyi para tutan, zengin çocuğu olan erkeklere yönlendirilir. Düğünde, ev ve mülk ediniminde erkek tarafına haksız isteklerde bulunulur. Fakat büyük resme bakınca bu tarz bir kadın hem ailenin ekonomik yükünü alacak hem de evin tüm sorumluluğunu alacaktır. Bizim kültürümüzde erkek bir nevi engelli olarak görüldüğü için parasını kazanır ama evin sorumluluğuna dahil olmaz. Bu sistem kadın için tam bir sömürü sistemidir. Bu yüzden aileler mümkün olduğu kadar erkek tarafından az da olsa isteklerde bulunurlar. Düğün öncesi erkek tarafı çok mağdur görünse de kadın ömür boyu mağdur olacaktır. O yüzden ödenen bedel aslında çok değildir.

Bu problemlerin kadın tarafından çözümü hiç evlenmemek. Daha önce buraya yazmıştım. Ancak maalesef bu da çoğu kadın tarafından mümkün değil. Evlenmezlerse özellikle aileden ciddi baskılar görürler. Toplum içinde de bekar kadına bakış açısı bekar erkekle maalesef aynı değildir.

Erkek tarafından da çözümü kendini kadından üstün görmemesidir. Eğer erkek evin içinde evin sorumluluğunu paylaşacaksa iki cinsiyet eşit olacaktır ve erkeğin çok iyi para kazanması ya da zengin olması beklenmeyecektir. Çalışan erkek çalışan kadınla evlenirse ekonomik sorumluluğu paylaşacaklardır. İnsanlar erkeklerin ev sorumluluğunu paylaşmasına alışırsa sömürüye karşı sömürü kafasından çıkacak erkekler de iyi bir başlangıç yapabileceklerdir. Ancak şöyle de bir sorun var ki erkekler evlenince hiçbir sorumlulukları olsun istemiyor. O zaman maddi sorumluluk üstlenmek konusunda vızırdanmayacaklar.

Ancak bu durumun erkek açısından bir de psikolojik boyutu var. Sadece sorumluluk almamak ya da enerji harcamamak değil özellikle bizim kültürümüzde erkek kendini en üstün görmek istiyor. Kendinden biraz zeki kadın görse hemen kaçıyor. Mümkün olduğunca zeka ve başarı açısından kendinden düşük seviyede kadın seçmeye çalışıyor. Özellikle Türk erkeğinin özgüveni neden bu kadar düşük, neden sürekli pohpohlanmayla ayakta kalabiliyor bilmiyorum. Cinsel kontrol olarak kadından zayıf oldukları için gençlik döneminde kendilerinden daha çekici kızlara kendilerini beğendiremedikleri için mi gelişiyor bu özgüvensizlik bilmiyorum. Ancak kendileriyle aynı zeka ve başarı seviyesinde kadınlarla evlenecek kadar özgüveni olan kişiler de sonradan çevreden baskı görüyorlar. Çünkü toplumumuz erkeğin kadını yönetmesi gerektiğini düşünüyor. Kadın daha zeki olursa erkek onu yönetemiyor. O yüzden bazı erkekler yönetemeyeceği kadından da kaçıyor. Halbuki demokratik bir aile ortamı kursalar ve herkes kendi seviyesinde birileriyle olsa aile erkeğin kadını yönettiği evlerdeki gibi tek bir beyinle değil iki beyinle idare olunacak ve böylece hayatta çok daha başarılı çok daha mutlu olunacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir