İki Tarafın da Kazandığı Savaş
İran-ABD savaşı ile ilgili bu yazıyla başlayarak birden fazla metin kaleme aldım. Aslında şu an bana göre savaş son hızıyla devam ediyor ve bence tam olarak ABD ile İsrail’in planladığı yönde ilerliyor.
İran hükümetinin yönetim şekli oldukça tanıdık: Halkın çoğunluğu tarafından desteklenmeyen ve istenmeyen bir hükümet, bir ton internet trolüyle kendini meşru göstermeye devam eder. Nitekim savaş sırasında ortaya çıktı ki İran’ın trol ağları, uluslararası faaliyet bile yürütebilecek kadar genişmiş. Hem bu trol faaliyetleri hem de gerçekte yılanın başının İsrail olduğu artık saklanamadığı ve geçmiş yıllarda da açık açık Epstein üzerinden planlı şekilde ortalığı karıştırdıkları belli olduğu için (ABD muhtemelen bu yüzden savaşa girmeye mecbur kaldı) her ülkenin halkı İran’a saldırılmasını veya herhangi bir ülkenin İran’a saldırmak için kaynak harcamasını istemedi.
Ekonomik Kıskaç
Bu durum Hürmüz savunmasında çok net görüldü. Trump diğer ülkelerden de Hürmüz savunmasına ve oluşturulacak koalisyona katılmasını istedi ancak kimse Trump’a arka çıkmadı. Tabii özellikle Avrupa ülkeleri demokratik yapıda olduğu için halklarının ne düşündüğü önemliydi. Ancak Hürmüz’ün İran tarafından zapt edilmesi zamanla tüm ülkelerin ekonomisini etkileyecekti. O yüzden bana Avrupa’nın bu müdahaleye katılmaması, İran lehine kamuoyu oluşmasının bu kadar ileri görüşlü düşünülmediğini; aksine halkın internet trollerinden ve İsrail’le ilgili ortaya atılan komplo teorilerinden etkilendiğini düşündürüyor.
Nitekim yavaş yavaş o günler geliyor. Artık ABD aktif bir şekilde İran’a saldırmamasına rağmen, İran destekli Yemen’deki gruplar bu sefer de Bâbülmendep’i zapt etti. Suudi Arabistan’a karşı saldırıları devam ediyor. Bu durum petrol ticaretini iyice felç etti. Zaten ekonomisi kötüye giden Avrupa’da fiyatlar aşırı artmaya başladı ve yavaş yavaş insanlar isyan etme noktasına geldi. Yani böyle giderse kamuoyu da İran aleyhine dönecek gibi duruyor.
Ortadaki absürtlük
Bu yazımda da belirttiğim üzere, savaşta İran ABD’ye saldırmak ya da kendini savunmaktansa çevre ülkelere saldırmayı tercih etti. Zaten şu anda olan Suudi Arabistan saldırıları da bu durumun devam edeceğini gösteriyor. Bu senaryoda Orta Doğu savunma sanayisine daha çok harcama yapmak zorunda kalırken ABD daha çok kazanç elde edecektir. Ayrıca bu durum ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını meşrulaştıracaktır. Yazımda İsrail’in amacının Orta Doğu’yu karıştırmak olduğunu tarihsel gerçeklerle de işlemiştim.
Şimdi ortadaki absürtlük şu: İran gerçekten bile bile mi haksız duruma düşüyor? Sadece çevre ülkelere zarar verip ABD ve İsrail’in ekmeğine yağ sürüyor. Bunun iki sebebi olduğunu düşünüyorum:
Birincisi: İran’ın iç dinamiklerinin, yani halk üzerinden geçinen güçlerin bu şekilde hayatta kalma sürelerini uzattığını; en azından alakasız da olsa bir yerlere saldıracak güçlerinin olduğunu göstermek açısından bu durumu araçsallaştırdıklarını düşünüyorum.
İkincisi: İran’ı yöneten güçlerin aslında ABD için çalıştığını düşünüyorum çünkü bunun başka bir açıklaması yok. Zaten İran’ın içinin, belli pozisyonların ajan kaynadığı savaşın başından beri belliydi; birçok adam içeriden öldürüldü. Ayrıca bu yazımda, ABD için çalışma durumunun mevcut hükümetin kökenine kadar uzanıyor olabileceğinden bahsetmiştim. Savaş gibi sunulan bu kaosun arkasında aslında iki farklı cephe değil, tek bir odak bulunuyor. Nihayetinde Orta Doğu’nun kaderini yine bölgesel aktörler belirleyecek; nitekim Arap Baharı sürecinde de Orta Doğu’nun geleceğini Körfez ülkelerinin hamleleri şekillendirmişti.