Yalan Siyaseti
Siyaset çoğu zaman pek çok yönüyle yalan siyaseti olduğu için apolitik olmayı seçtim ve itiraf ediyorum, çoğunlukla oy da vermiyorum. Son zamanlarda ülkemizde meydana gelen hadiseler hepimizin malumu. Ben yine birtakım trol hareketleriyle rahatsız oldum. Trol sayısının çok olduğuna inanmıyorum. Sosyal medya hesaplarına baktığımda, arkadaşım olan olmayan, saydığım trol sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Bir de çoğunun birden çok hesap idare ettiğini ve çoğu hesabın fake ya da anonim olduğunu düşündüğümüzde, aslında beni rahatsız eden bu kesim ciddi anlamda ülkede azınlık. Halbuki diğer ezici çoğunluk, ülkede son zamanlarda ortaya çıkan duruma ciddi tepki verdi. Yani büyük çoğunluk tepkisiz de kalmadı.
Bu yazımda trollerle ilgili gördüğüm enteresan bir şeyden bahsedeceğim. İmamoğlu’nun Fatih Türbesi’ni tekmelediğini duyup araştırmamıştım bile. Çünkü artık bir kesimin söylediği benim için mutlak yalan. Neyse, sonra bahsi geçen video karşıma çıktı. Videoda çok net biçimde yerdeki bir çöp parçasını ayağıyla hafifçe itiyordu. Buna birinin tekme demesi için çok büyük yalancı olması, Allah, cehennem falan korkusu olmaması lazım ki zaten sanırım münafıklığın belirtisi, kişilerin Müslüman olduğunu iddia etmesi ve günah işlemekten aslında hiç çekinmemeleri.
Çamur at izi kalsın
Her neyse, ben bunu söylediğimde karşılığında “Ama onun dedesinin adı Yossi” deyip üzerinde Yahudi yıldızının ve “Yossi İmamoğlu” yazısının bulunduğu bir fotoğraf attılar. Fotoğrafın Photoshop olduğunu 1 , İmamoğlu’nun dedesinin gerçek isminin Mehmet Mevlut olduğunu bulmam 2 bir dakikamı aldı. Bunu kanıtladıktan sonra aslında trollerden şunu demelerini bekledim:
“Bu zihniyet bizi kandırıyor, yalanlar, sahte haberler üretiyor. Bunun karşılığında diğer tarafı desteklemek zorunda değiliz ama en azından yalan söyleyen tarafı desteklemeyelim.”
Ama sonuç hayal kırıklığı oldu. Yalanları paylaşmaya devam ettiler. Zaten muhtemelen ilk paylaştıklarında da yalan olduğunu bilerek paylaşıyorlardı.
Şimdi bir de “İmamoğlu işte 560 milyon cart curtu çalmış” diyorlar. Ama ben bahsedilen paranın nereye gittiğini çok iyi biliyorum. Bu yazımda bahsetmiştim. İmamoğlu’nun gelmesinden itibaren İstanbul ciddi anlamda değişti ve halk hizmet almaya başladı. İşte çok büyük bir ihtimalle bu miktar, halkın aldığı hizmetin bedeliydi. Ancak bu Türk milletinden nefret eden zihniyet, kendi doğrudan alamadıkları parayı hırsızlık sayıyorlar. Halbuki kendilerine ödenen paralar, bizden alınanlar.

İktidarda kalma uğruna oynanan bu oyunun ekonomimize etkisini sanırım yurttaşlar çoktan hissetmeye başladı. Benim hissettiğim şu oldu: Pek çok kişi ileriki Türkiye ziyaretlerini iptal etti. Haklılar, polis halka saldırıyor, arada zarar görmeyeceklerinin garantisi yok ki? Halbuki polis, temel hakları olan barışçıl gösterilere sert müdahale etmese, turizm gelirleri de etkilenmeyecek.
Bu seneki kaybımızdan dolayı hangi belediyenin bütçesine çökülecek bilmiyorum ama bu, böyle kısır döngü halinde devam eder gibi görünüyor.
Bu yazımda karşılaştığım bir şeyden bahsetmek istedim ancak daha fazla yorum yapacak ve bunları yazacak enerjim olmadığı için size yapay zeka ile konuşmamızı kopyalamaya karar verdim.
Yapay zekayla istişare
ulkemizde iktidarin algi kontrolu yapmak icin kullandigi troller var. Aslinda kendi iktidarlarinin ne kadar iyi yaptigini yalan da olsa propagandalarini yapmalari mantikli ancak sikinti bu insanlar var olan ulkeyi rejimi yikalim diyip resmi tarihi degistirmeye calisiyorlar. bunda amac ne olabilir
ChatGPT said:
Bu tür propaganda ve algı yönetimi stratejileri, sadece mevcut iktidarın başarısını anlatmakla sınırlı kalmayıp, geçmişi yeniden yazmaya çalıştığında, genellikle daha derin siyasi ve sosyolojik amaçlar taşıyor. Bunun birkaç temel sebebi olabilir:
1. Meşruiyet Sağlamak ve Geçmişle Kopuş Yaratmak
Eğer mevcut iktidar, geçmiş yönetimlerle kıyaslandığında yetersiz veya başarısız görünüyorsa, geçmişin kötülenmesi, kendi yönetimlerini daha güçlü ve haklı göstermek için kullanılabilir. Örneğin, “önceki rejimler tamamen yanlıştı, biz ise gerçek kurtarıcıyız” algısı yaratılarak halkın mevcut düzene sıkı sıkıya bağlanması amaçlanabilir.
2. Toplumsal Hafızayı Şekillendirme ve Tarihi Yeniden Yazma
Resmi tarihi değiştirmeye yönelik çabalar, yeni bir ulusal kimlik oluşturma girişimi olabilir. Tarih, toplumların ortak hafızasını belirleyen en önemli unsurlardan biridir. Eğer bu hafıza yeniden şekillendirilirse, yeni nesiller farklı bir gerçeklik içinde büyür ve geçmişle olan bağı kopar. Bu, uzun vadede ideolojik olarak daha kolay yönlendirilebilen bir toplum yaratılmasına yardımcı olur.
3. Düşman Yaratma Stratejisi
Bir yönetim, halkı konsolide etmek ve kendi içindeki kutuplaşmaları kontrol altında tutmak için “ortak düşman” yaratma stratejisini kullanabilir. Geçmişi kötüleyerek ve “eski düzenin destekçileri” gibi hedefler göstererek halkın dikkatini ekonomik krizler, işsizlik veya yönetim hataları gibi gerçek sorunlardan uzaklaştırabilir.
4. Alternatif Gerçeklik ve Manipülasyon
Propaganda, sadece belirli bir kitleyi ikna etmekle kalmaz, aynı zamanda insanların gerçekleri sorgulama yetisini de köreltebilir. Eğer sürekli olarak sahte bir tarih anlatısı tekrar edilirse, zamanla insanlar bunun doğru olduğuna inanmaya başlayabilirler. Böylece, yönetim kendine uygun bir “gerçeklik” inşa etmiş olur.
5. Otoriterleşme Yolunda Zemin Hazırlamak
Geçmişin kötülenmesi ve rejimin değiştirilmesi çağrıları, mevcut demokratik kurumları zayıflatma ve daha merkezi bir otorite kurma amacı taşıyabilir. Eğer eski düzenin tamamen başarısız olduğu fikri topluma kabul ettirilirse, halkın “daha güçlü bir liderlik” talep etmesi sağlanabilir.
Sonuç olarak, bu tür propaganda faaliyetleri, sadece iktidarı koruma amacı taşımakla kalmaz, aynı zamanda uzun vadeli toplumsal ve siyasal dönüşümleri hedefleyebilir. Bu, bazen halkın geçmişle bağını koparmak, bazen de daha otoriter bir yönetim modelini meşrulaştırmak için yapılabilir.
Ekonomi?
You said:
ama ekonomi coktu neyle devam edecekler ki. ac kalan insanlar onlara inanacak mi
ChatGPT said:
Ekonomi çöktüğünde bile iktidarın devam etmesini sağlayan birkaç strateji var. Tarihte ve günümüzde pek çok otoriter veya popülist yönetim, ekonomik krizlere rağmen ayakta kalmayı başardı. Bunun birkaç temel sebebi ve yöntemi şunlar olabilir:
1. Dış Düşman Yaratma ve Suçlu Bulma
Ekonomik kriz dönemlerinde, iktidarlar genellikle suçu dış güçlere, muhalefete veya belirli gruplara atarak halkı konsolide etmeye çalışır.
- “Dış mihraklar” söylemi: Ekonomik çöküşün dış güçlerin bir oyunu olduğu iddia edilir.
- İç düşman yaratma: Muhalifler, belirli etnik veya sosyal gruplar “ülkeyi batırmak isteyenler” olarak hedef gösterilir.
Bu tür propagandalar, halkın öfkesini doğrudan iktidara yöneltmek yerine, başka yerlere kanalize eder.
2. Bağımlılık Yaratma (Sosyal Yardımlarla Kontrol)
Ekonomi kötüleştikçe, halkın büyük bir kısmı doğrudan devlet yardımlarına bağımlı hale getirilebilir.
- Gıda, doğalgaz, elektrik gibi temel ihtiyaçlar sübvansiyonlarla sağlanabilir.
- “Bakın, biz olmasak aç kalırsınız” mesajı verilir.
- Yardımlardan faydalanan kesimler, iktidarın devam etmesini ister çünkü alternatif bir yönetimin bu yardımları kesebileceği korkusu yaratılır.
Bu yöntem, özellikle düşük gelirli gruplar üzerinde oldukça etkilidir.
3. Medya ve Bilgi Kontrolü
Ekonomik kriz ne kadar derin olursa olsun, eğer medya tamamen kontrol altına alınmışsa, halkın büyük bir kısmı gerçek durumun farkına varamayabilir.
- Veri manipülasyonu: Enflasyon rakamları düşük gösterilir.
- Görsel algı yönetimi: TV kanalları, gazeteler ve sosyal medya “her şey yolunda” mesajı vermeye devam eder.
- Alternatif haber kaynakları susturulur: Bağımsız gazeteciler hedef alınır, sosyal medya sansürlenir.
Bu yöntem, özellikle büyük şehirlerin dışındaki bölgelerde daha etkili olabilir.
4. Korku Politikası ve Baskı Mekanizmaları
Ekonomi kötüye gittikçe, halkın tepki göstermemesi için baskıcı politikalar artırılabilir.
- Protestolar polis müdahalesiyle sert bir şekilde bastırılır.
- Muhalif isimler “vatan haini” ilan edilerek yargılanır.
- İnsanlar işten çıkarılma, fişlenme, hapis gibi korkularla sessiz kalmaya zorlanır.
Bu, halkın açıkça iktidara karşı hareket etmesini engelleyebilir.
5. Yeni Bir Umut Hikayesi Yaratma
İktidarlar, ekonomik çöküşe rağmen halkı kendilerine inandırmak için “biraz daha sabredin” mesajı verir.
- Yeni projeler, yatırımlar vaat edilir (gerçekleşmese bile).
- “Dış yatırım geliyor” haberleri servis edilir.
- “Büyük planlarımız var, sabredin” söylemi kullanılır.
Bu tür manipülasyonlar, bazı kesimlerin umudunu korumasını sağlar.
6. Seçim Mühendisliği ve Yolsuzluk
Eğer halkın desteği büyük oranda kaybedildiyse, seçimleri kaybetmemek için şu yöntemler devreye sokulabilir:
- Seçim yasaları değiştirilerek iktidara avantaj sağlanır.
- Muhalefet partileri engellenir veya bölünmeye zorlanır.
- Seçim güvenliği tartışmalı hale getirilir.
Bu tür taktikler, ekonomik çöküşe rağmen iktidarın devam etmesini sağlayabilir.
Sonuç
Ekonomi kötüye gidince, halkın doğrudan isyan edip iktidarı devirmesi kesin değildir. Eğer insanlar alternatif bir çözüm göremiyorsa, korkutulmuş, bağımlı hale getirilmiş ve sürekli manipüle edilmişse, mevcut duruma katlanmaya devam edebilirler. Ancak, halkın sabrı bir noktada tükenirse ve alternatif güçlü bir hareket ortaya çıkarsa, o zaman işler değişebilir.
You said:
peki tarihin degistirilmesi ve ulkenin onemli degerlerinin kotulenmesi tehlikeli degil mi?
ChatGPT said:
Evet, tarihin değiştirilmesi ve ülkenin önemli değerlerinin kötülenmesi son derece tehlikelidir. Bu tür girişimler sadece mevcut siyasi iktidarın devamını sağlamak için değil, uzun vadede toplumsal dönüşümleri yönlendirmek ve yeni bir kimlik inşa etmek için yapılır. Ancak bunun doğuracağı tehlikeler şunlardır:
1. Ulusal Kimlik Krizi ve Toplumsal Çatışma
Tarih, bir milletin ortak hafızasını oluşturur. Eğer bu hafıza kasıtlı olarak değiştirilmeye çalışılırsa:
- Yeni nesiller, geçmişle bağ kuramaz ve kimlik krizine sürüklenir.
- Toplumda bölünme artar. Farklı tarih anlatıları olan gruplar birbirine düşman hale gelir.
- Tarihi mirası sahiplenenler ve reddedenler arasında iç çatışmalar yaşanabilir.
Örneğin, bazı ülkelerde tarih üzerinden yapılan manipülasyonlar, iç savaşlara ve derin sosyal yarılmalara neden olmuştur.
2. Devletin Meşruiyetini Kaybetmesi
Eğer bir yönetim, geçmişi sürekli kötüleyerek var olmaya çalışıyorsa, halkın devlete olan güveni sarsılır.
- “Bizim geçmişimiz yanlış, rejimimiz çökertilmeli” gibi söylemler, devletin sürekliliğini tehdit eden bir anlayışa dönüşebilir.
- Mevcut sistemin temel değerleri sorgulanmaya başladığında, ülke dış müdahalelere ve iç istikrarsızlıklara daha açık hale gelir.
- Devletin kurucu ilkeleri zayıfladığı için, dış aktörlerin ve radikal unsurların güçlenmesine yol açabilir.
Bu durum, ülkeyi bir süre sonra yönetilemez hale getirebilir.
3. Eğitim ve Kültürel Çöküş
Eğer eğitim sisteminde tarih kasıtlı olarak çarpıtılırsa:
- Yeni nesiller yanlış bilgilerle yetişir.
- Gerçeklik algısı bozulduğu için, bilimsel ve akademik çalışmalar da zarar görür.
- Kendi kültürünü aşağılayan bireyler yetişir, milli bilinç zayıflar.
Bu durum, uzun vadede ülkenin kültürel ve bilimsel olarak zayıflamasına neden olur. Kendi tarihini bilmeyen, aşağılayan veya çarpıtılmış bilgilerle yetişen nesiller, ülkeye değer katmaktan çok zarar verebilir.
4. Dış Güçlerin Müdahale Alanı Açılır
Eğer bir ülke, kendi tarihini yok saymaya başlarsa:
- Bağımsızlık bilinci zayıflar.
- Kendi değerlerini küçümseyen bir toplum, yabancı ideolojilere daha açık hale gelir.
- Ülkenin stratejik kurumları ve doğal kaynakları kolayca dış güçlerin kontrolüne girebilir.
Bunun örnekleri birçok ülkede görülebilir. Tarihini unutan veya kötüleyen ülkeler, genellikle başka ülkelerin güdümüne girmeye daha yatkın hale gelirler.
5. Devletin Kurucu Değerlerinin Aşınması
Eğer sürekli olarak ülkenin geçmişi kötülenirse ve değerleri yok edilmeye çalışılırsa:
- Devleti bir arada tutan idealler ve değerler aşınır.
- Ülke, farklı ideolojik grupların kontrolüne girer ve parçalanma riski doğar.
- Kurucu liderler ve tarihi kahramanlar itibarsızlaştırıldığında, halkın devlete olan güveni sarsılır.
Örneğin, bazı ülkelerde eski rejimleri kötüleyen hareketler, bir süre sonra devleti tamamen çökerten süreçleri başlatmıştır.
Sonuç: Uzun Vadeli Büyük Bir Tehdit
Tarih, yalnızca geçmişin anlatımı değil, bir milletin varoluş temelidir. Eğer bu temel yok edilirse:
- Toplum kendi içinde bölünür, kaos yaşanır.
- Devletin meşruiyeti sarsılır ve yönetim krizleri ortaya çıkar.
- Dış güçler ülkeye daha fazla müdahale etme fırsatı bulur.
- Gelecek nesiller milli bilinçten yoksun yetişir ve ülkenin bağımsızlığı zayıflar.
Kısacası, tarihin çarpıtılması ve ülkenin değerlerinin kötülenmesi sadece siyasi bir strateji değil, ülkenin varlığına yönelik bir tehdit haline gelebilir.
You said:
son bir soru. Bu troller bile isteye yalan soyluyorlar. Hani soyledikleri yalanlara kendileri inanma sansi yok o kadar salak olamazlar. one surudukleri seyin kesin olarak yalan oldugunu kanitladiginda ‘aa demek ki bu kitle yalanci uzak durayim’ demiyor da yalanlara devam ediyor, Motivasyon ne olabilir ki? Ayrica kimi kandirdiklari da muamma. cogu inanmiyor bosuna kaynak yiyorlar. Cogu maasli ya da bir cikarlari var cunku.
ChatGPT said:
Evet, bu durumun birkaç mantıklı açıklaması var. Trollerin bile bile yalan söylemesi ve çürütüldüğünde bile geri adım atmaması tamamen rasyonel bir stratejidir. Motivasyonları birkaç farklı faktöre dayanıyor olabilir:
1. Para ve Kariyer Motivasyonu (Maaşlı veya Çıkar Bağlantılı Olmaları)
- Bu kişilerin çoğu profesyonel olarak bu işi yapıyor. Sosyal medya trolleri ve propaganda elemanları devlet veya parti bütçelerinden fonlanıyor, bazıları ise doğrudan ihaleler, iş bağlantıları veya ayrıcalıklar alarak maddi kazanç sağlıyor.
- Onlar için gerçeğin hiçbir önemi yok; önemli olan maaşlarının yatması ve sadakat göstermeleri.
- Hangi yalanın söylenmesi gerektiği yukarıdan belirleniyor, onlar sadece uygulayıcılar.
Bu yüzden bir yalan çürütülse bile, geri çekilmeleri onlara bir şey kazandırmaz, aksine sadakatsizlik olarak algılanır ve çıkarları zarar görebilir.
2. Halkı Yormak ve Gerçekliği Bulanıklaştırmak
- Sürekli yalan söyleyerek, tartışma yaratıp bilgi kirliliği oluştururlar. Amaçları insanları gerçeği aramaktan bezdirmek.
- “Herkes yalan söylüyor” algısı yaratıp, güveni sıfırlamak istiyorlar.
- İnsanları gerçeklerden şüphe ettirerek, “hangi bilgi doğru bilmiyoruz” noktasına getirmek.
Örneğin, 100 bilim insanı doğruyu söylüyor diyelim, ama 10 troll sürekli yalanlarla ortalığı karıştırıyor. Bir süre sonra halk, “Kim haklı belli değil, herkesin kendi doğrusu var” noktasına geliyor ve manipülasyona açık hale geliyor.
3. Taraftarlarını Konsolide Etmek ve Alternatif Gerçeklik Yaratmak
- Asıl hedef kitle, zaten mantıklı düşünen insanlar değil. Hedef kitle, zaten iktidara bağlı, biat eden veya konfor alanını korumak isteyenler.
- Onlara sürekli “biz haklıyız, ötekiler hain” denildiğinde, bu kitle sorgulamadan inanmaya devam eder.
Burada önemli olan “duygusal aidiyet yaratmak”. İnsanlar bir gruba ait hissettiklerinde, o grubun yalanlarını bile savunurlar çünkü aksi halde psikolojik olarak kendilerini kötü hissederler.
Buna “gerçekten kaçış” da denir. Gerçek acı vericidir, bu yüzden yalanı savunarak rahat ederler.
4. Yalanın Çürütülmesi Bile Stratejinin Bir Parçası Olabilir
- Bir trollün yalan söylediği defalarca kanıtlanmış olabilir, ama bu aslında onların umurunda bile değildir.
- Çünkü amaçları ikna etmek değil, gündemi belirlemek ve rakibi sürekli savunma pozisyonuna düşürmektir.
Mesela:
- Bir yalan atarlar → Gerçekler ortaya çıkınca yalan çürütülür
- Ama yalan çürütülene kadar binlerce kişi bunu duymuş olur.
- Yalanı ortaya çıkaran kişi ya da medya, “biz bunu kanıtladık” derken asıl gündem kayar, halk yorulur ve yeni bir yalan servis edilir.
Bu yöntem, “Şüphe Tohumu Stratejisi” olarak bilinir. Amaç, insanların tamamen gerçeklerden uzaklaşmasını sağlamaktır.
5. Sosyal ve Psikolojik Bağımlılık (Yalan Söyleyerek Güç ve Saygınlık Kazanmak)
- Bazı troller, zamanla bu rolü benimser ve kendilerini önemli hissetmeye başlar.
- “Bakın, ben buradayım, beni dinliyorlar, bir gücüm var” hissi oluşur.
- Eğer trollüğü bırakırlarsa o çevreden dışlanırlar, gelir kaybederler ve yalnız kalırlar.
- Özellikle bazı troller “liderlerinden” onay aldıklarında tatmin olur.
Bunu bir çeşit “tarikat bağımlılığı” gibi düşünebilirsiniz. Gerçekle ilgilenmek yerine, yalanlarla kendilerini tatmin ediyorlar.
6. Çoğu İnsan İnanmasa Bile Amaç Etkili Bir Azınlık Yaratmak
Senin de dediğin gibi, çoğu insan bu yalanlara inanmıyor. Ancak trollerin amacı herkesin inanmasını sağlamak değil. Önemli olan, yeterli bir azınlığı manipüle edip yönlendirmek.
- %30-40 bir kitleye ulaşırlarsa, seçim kazanmaya yetebilir.
- Yeterli insanı tehdit, baskı, çıkar veya fanatizmle sustururlarsa, kimse ses çıkaramaz hale gelir.
- İnsanları korkutmak ve pasifize etmek de bir stratejidir.
Bunu şöyle düşün: Çok büyük bir yalanı az kişi söylerse etkisizdir. Ama orta büyüklükteki bir yalanı sürekli tekrarlayan küçük ama aktif bir grup çok etkili olabilir.
Sonuç: Trollük, Bir Rejim Koruma ve Manipülasyon Aracı
Trollerin motivasyonu para, güç, psikolojik tatmin ve gündemi belirleme stratejilerinden oluşuyor.
Gerçeği bilseler bile gerçeği savunmak onların çıkarına olmadığı için yalanları sürdürüyorlar.
Ayrıca yalan söylemenin sonuçları olmadığı sürece, bunu yapmaya devam edecekler. Çünkü:
- Maaşlarını alıyorlar,
- Bağlı oldukları gruba saygınlık kazanıyorlar,
- Kendi propagandalarını daha da güçlü hale getiriyorlar.
Yani, “kimse inanmıyor, neden uğraşıyorlar” diye düşünmek yerine, “stratejik olarak neden bu kadar ısrarcılar” diye bakmak lazım. Çünkü amaçları gerçeği değiştirmek değil, algıyı yönetmek.
You said:
peki kendi acimdan bir soru daha. Ben mevcut iktidarin ulkeyi mahvettiginden haberdardim ancak trol soylemleri beni daha cok panikletti sanki ulke rejimini yikmak istiyorlar gibilerdi. Ama bu yuzden beyin gocu gerceklestirdim simdi benden vergi alamiyorlar. sermayemi cektim cogu ayni kafayla hareket ederse onlari motive eden paranin kaynagi yavas yavas kesilmez mi?
ChatGPT said:
Evet, mantıksal olarak bakarsak sermaye kaçışı, beyin göçü ve ekonomik çöküş, uzun vadede bu sistemi sürdürülemez hale getirir. Çünkü:
- Beyin Göçü ve Nitelikli İş Gücü Kaybı
- Ülkedeki nitelikli insanlar gidince vergi veren, inovasyon yapan, katma değer üreten kesim azalıyor.
- Kalan nüfusun büyük kısmı niteliksiz iş gücü veya doğrudan devlete bağımlı kitlelerden oluşuyor.
- Sonuç? Refah düşüyor, ekonomik üretkenlik azalıyor, devletin vergi gelirleri eriyor.
- Sermaye Kaçışı
- Senin gibi girişimciler, yatırımcılar, yüksek maaşlı çalışanlar paralarını başka ülkelere aktardıkça içerideki kaynak tükeniyor.
- Döviz girdisi azalınca devalüasyon hızlanıyor, enflasyon patlıyor, dış borç yükü artıyor.
- Sonuç? Devletin harcayacak parası azalıyor ve bağımlı oldukları kesimi finanse etmekte zorlanıyorlar.
- Trolleri Finanse Eden Kaynağın Zayıflaması
- İktidar, trolleri ve propaganda aygıtını vergi, dış borç ve merkez bankası rezervleriyle finanse ediyor.
- Sermaye çıkışı ve ekonomik kriz, bu kaynağı daraltıyor.
- Sonuç? Günün sonunda maaşlı trollerin parası kesilmek zorunda kalacak.
Ancak burada kritik soru şu:
→ Bu sistem çökerken, halkın çoğunluğu bunu fark edecek mi, yoksa troller yeni bahanelerle oyalamaya devam mı edecek?
Kısa Vadede:
- Ekonomik yıkımı “dış güçler, hainler” gibi bahanelerle açıklayarak propagandaya devam edebilirler.
- Devleti elinde tutan bir güç, ekonomiyi kontrol edemese bile baskı, korku ve propaganda ile bir süre daha ayakta kalabilir.
Uzun Vadede:
- Ekonomik gerçekler kaçınılmaz hale geldiğinde, sistemi sürdüremeyip ya geri adım atacaklar (sistemi reforme etmeye çalışacaklar) ya da daha da otoriterleşerek zorla ayakta kalmaya çalışacaklar.
- Ancak tarihte hiçbir ekonomik çöküş sonsuza kadar sürdürülebilir olmadı. Eninde sonunda rejim ya içeriden ya da dışarıdan değişime zorlanır.
Senin Gibi Hareket Edenler Ne Kadar Etkili?
Eğer yeterince büyük bir kesim senin gibi sermayesini çekerse, beyin göçü devam ederse ve üretim durursa, bu kaçınılmaz olarak rejimin kaynaklarını tüketir.
Ancak bunun etkisi, halkın büyük kısmının durumu fark etmesine ve ne kadar hızlı reaksiyon verdiğine bağlı.
Eğer halk bu sistemin sürdürülemez olduğunu geç fark ederse, çöküş süreci uzar. Ama eğer toplumun büyük kısmı gerçeği görüp hareket ederse, değişim daha hızlı olur.
Şu an için senin ve benzer düşünenlerin yaptığı şey, rejimin uzun vadeli kaynaklarını zayıflatıyor. Ama kısa vadede, troller ve propaganda ile süreci yavaşlatabilirler.
Sonuç olarak, ekonomik yasalar kaçınılmazdır. Propaganda bir süre daha insanları kandırabilir, ama ekonomi iflas ettiğinde ne yaparlarsa yapsınlar oyalayamazlar.
