Bebekli Anne Blogu

AileDüşünsel

Yeni Yıl Yeni Hikayeler

2026’ya da hayırlısıyla girmiş bulunmaktayız. Yeni yıl yeni bir hayat getirir umarım hepimize. Ben bu yıla biraz daha bilgili ve deneyimli girdiğimi hissediyorum.

Bu bloga yazdığım ilk yazıda annelikle ilgili endişelerimden bahsetmiştim. Benim için o zamanlar bir muammaydı çünkü insanların anne olmalarının, insanların dünyada yaşadıkları süreç boyunca bir sebebi olduğuna inanıyordum ama tam olarak ne olduğunu bilmiyordum.

Bugün geldiğim noktada sadece çocuk sahibi olmanın değil; bir evliliği, bir ilişkiyi devam ettirmenin dahi sebebinin geçmiş travmaların, hatta ve hatta nesiller arasında aktarılan travmaların iyileşmesi olduğunu fark ettim.

Her çocuğun boş beyaz bir sayfa olarak doğduğuna şahit oldum. Bu aslında sadece kendi çocuğumun bu şekilde doğduğunu değil, herkesin bu şekilde doğduğunu benimsetti bana. Ve değerli okurlarım; aslında bizim kişiliğimizi oluşturan, bizi biz yapan şeyler acıdır ki aile içinde yaşadıklarımızdır. En büyük darbeleri indirenler de aile içinde yaşadığımız travmalar ve nesiller arası aktarılan travmalarmış. Ve kim olduğumuzu aslında biz seçmiyoruz; bir yere kadar çoğumuz kişiliğimizin aslında bu dış faktörlerle oluşturulduğunun farkında bile değiliz. Kendi yapmadığımız, kendi oluşturmadığımız şeyi ne kadar sevebiliriz?

Boş Sayfa

İşte ebeveyn olmak zor, evlilik veya ilişki sürdürmek zor diyorlar ya; hayat çizgisi bir yere kadar kendi tarafından çizilemeyen, bu yüzden de aslında kişiliğini sevmeyen iki kişi bir araya gelip yeni, beyaz, boş bir sayfa açıyor. Bunu sadece siz yapmıyorsunuz, bir önceki boş beyaz sayfa da sizdiniz.

Bu öyle bir döngü, öyle bir patern ki hiç kimse suçlu değil. Çünkü size yansıtılan da aslında anne babanıza yansıtılandı. Mesela her şeyi başlatan, beş kuşak önceki adının bile kayıtlarda yer almadığı için bilmediğiniz atanızsa bile o da en başta boş beyaz bir sayfaydı ve o da o hengame içinde yara aldı.

İşte aslında ebeveynlik; kendi çiziklerle dolu defterinize rağmen o beyaz defterde en hasarsız şekilde hikaye yazılmasına vesile olmakmış.

Neden mi kolay değil? Çünkü önce kendi yaralarını fark etmek gerekiyor. Çünkü bunlar dışarıdan sonradan gelen yaralar değil, bunlar benliğe işleyen yaralar. Ve fark etmek de yetmiyor; hep söylerim, çocuğunuza en iyisini tembihlemeniz yetmez, onlara en iyisini siz yaşayarak göstermelisiniz. Çünkü onlar sizden duyduklarını değil, sizden gördüklerini kaydediyorlar.

İşte bu aşamada olay, çocuğuna nesiller arası travmayı aktarmamaya çalışmaktan çok, kişiliğinizi değiştirme ve iyileşme süreci oluyor. Yani sadece çocuğunuzun kaderini değil, kendinizi değiştiriyorsunuz.

Yeni yılınız kutlu olsun.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir