Bebekli Anne Blogu

DüşünselSiyasetYAZILAR

Kurtuluş Savaşı Yok mu? (Troll yalanları)

Troll alternatif tarihine yönelik daha önce de yazmıştım. Bugün Kurtuluş Savaşı’nın neden gerçek olmadığına yönelik bahanelerini bulduğum için buna mantık hatası bükücülüğümü yapacağım.

Kurtuluş Savaşı gerçekte olsa ve hatta atalarımızın bizi bugün hür yaşayalım, rahat yaşayalım, başka memleketlerin boyunduruğu altında yaşamayalım diye canını öne sürüp mücadele vermiş olmaları gerçek bir durum olmasına rağmen yok sayılıyormuş çünkü Kurtuluş Savaşı Yunanlılara karşı verilmiş ve Yunanlılar bu savaştan yüz yıl kadar öncesine kadar Osmanlı’nın vilayetiymiş.

Bu nasıl bir mantık keşke anlasam. Yani zamanında Yunanlılar bizim elimizde olduğu için işgal etmekte haklılar. Hani tersi de değil. Yunan galip gelseydi diyecekler utanmasalar diyeceğim ama onu da diyorlar gerçekten utanmadan.

Yani bu insanların ilkokul eğitimi de mi yok? Komplo teorisi diyebileceğimiz, tarihle hiç alakası olmayan alternatif bir evren yaratıp onu sosyal medyadan tarih diye servis ediyorlar. Atatürk öyle Kurtuluş Savaşı’nı başlatıp örgütleyen, Türkiye Cumhuriyetini kuran kişi değil de Osmanlı Devletini yıkan kişi olarak görüyorlar. 1. Dünya Savaşı yok ki onların kafasında, üstüne Osmanlı Devletinin yıkılması 1. Dünya Savaşı’na has değil ki. Öncesinden Balkan Savaşları olmuş, ülke zaten büyük oranda dağılmış Birinci Dünya Savaşı’ndan önce. Hilafet meselesinin aslını da bu yazımda yazmıştım.

Dezenformasyonlar

İşte Atatürk İngiliz Cumhuriyeti kurmuş ama adına Türkiye Cumhuriyeti demiş, aslında İngilizce konuşuyormuşuz. Son on yılda ülke ekonomisi felakete dönüşünce IELTS falan boşuna kasıyor, ciddi anlamda hepimiz halüsinasyon görüyoruz yani.

Bakınız ben böyle deli saçması şeylere en gerizekalısının bile inanacağını sanmıyorum. Ama o konuya da geleceğim.

Yani arkadaşım, Yunanlılar zaten İngiliz desteğiyle işgal etmediler mi ülkeyi? Biz Yunanlılarla savaşırken İngiliz vekilleriyle yani İngilizlerle savaşmıyor muyduk? Savaş kaç yıl sürdü, sonuçta biz kazanmadık mı? Bu canına yandığım İngilizler kendilerine karşı mı savaş verdiler? Hadi siz attığınız yalana inanmıyorsunuz da bizim mi inanmamızı bekliyorsun? Cidden neyi savunduğunuzu, neden savunduğunuzu arada sorguluyor musunuz?

İngiliz işgali nedir biliyor musunuz? Osmanlı’dan dağılan ülkelerin çoğu İngiliz işgali altında kaldı. Bu ülkeler 50’li yıllardan 70’li yıllara kadar, İngiltere’nin 2. Dünya Savaşı’ndan sonra iyice zayıflamasından yararlanıp bağımsızlığını ilan etti. Hatta ben de şu an o ülkelerden birindeyim, haftaya onun yıldönümünü kutlayacağız. Hatta Gandhi gibi pek çok ülkenin bağımsızlık mücadelesini örgütleyen liderleri Atatürk’ü örnek aldı, o kadar da önemli bir şahsiyettir dünya tarihinde.


Türklük Açısından

Bu söylemlerin Türklükle uzaktan yakından alakası yok, dümdüz vatan hainliği. Doğal olarak Türkler bu troll hareketinin bu ihanet dolu söylemlerine denk gelince demediklerini bırakmıyorlar. Hani “defolun ülkemizden ya da Yunanistan’a gidin o zaman” gibi şeyler deniliyor doğal olarak, sanki Yunanistan bu hainleri istermiş gibi. Buna da savunma mekanizması geliştirmişler: “En büyük Türk biziz.” Biz devşirmeyiz, vatansızız demezler tabii. Siz Türkseniz Türkler kim sorusuna verdikleri cevap da “ee Yahudisiniz o zaman.” Şimdilik bulabildikleri en kestirme cevap hatta Sabetayist diye bir şey çıkarmışlar, ne kadar Türk Türkmen kökenli vatandaş varsa Sabetayist deyip işte ülke içi kaostan beslenen bir örgüt. İlerleyen bölümlerde biraz daha açacağım.


Din Açısından

Aslında Türklük söylemi savunma mekanizması, zaten Türklükle alakası olmadığını söylemiştim. Tartışmaların çıkış noktası din. Ama aslında dinin de altını feci şekilde oyduklarını dış kaynaklar harici herkes fark etmiyor. Çünkü vatana ihanet etmek, halkı kin nefrete sürüklemek, kutuplaşma yaratmak dinle tam tersi kavramlar.

Ayrıca sonuçta Türkiye Cumhuriyetine, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna ve yeni devletin en önemli değerlerinden milliyetçilik yani Türklük kavramı aleyhine söylemler üretiyorlar. Bunun sonucunda da aslında tarihi çok iyi bilmeyen ve kolay etkilenebilir gençliğe şu seçeneği sunuyorlar: “Ya Türk olacaksın ya Müslüman, ikisi birden olamazsın.”

Bu bir kere çok yanlış bir söylem. Ben kimlik açısından Türk‑Müslüman sentezci yaklaşımda biri olarak İslam’ın tarihimizden ve değerlerimizden çıkarmayı hatalı buluyorum. Ayrıca bunu dinin yanlış bir temsili olarak görüyorum. Bu, dini çok daha azınlık bir nüfusa indirgeyecek bir söylem. Ayrıca din farklı, milliyet farklı. Bir genç kısa bir süre bu akıma takılsa bile; dinin karşıtı ateizm, dinsizlik ve başka akımlar varken milliyetin karşıtı olan kimliksizlik diye bir şey olmadığı için bir süre sonra din karşıtı olacaktır. Yani üretilen söylemin din açısından ters bir etki yaratacağını düşünüyorum.


Yönetim Şekli Olarak

Acaba yönetim şekli değiştirilmeye çalışılıyor da ondan mı böyle söylemler üretiliyor dediğim noktada, şu yazımda da bahsettim. Şu an şeriat ülkesinde yaşayan biri olarak Türkiye’dekinden çok daha modern yaşıyorum. Şeriat ya da İslam bu trol arkadaşların istediği gibi kadınları taşlamıyor ya da insanlıktan çıkarmıyorlar.

Bunu söylediğimde “o zaman Araplar Müslüman değil” söylemiyle karşılaştım. Gerçekten mantığı kavraması çok zor. Şeriat öyle keyfi bir yönetim biçimi değil. Katı kuralları var özellikle suça karşı. Bu arkadaşların gerçekte işine gelecek bir şey değil.


Acı Gerçek

Oturdum araştırdım. Hiçbir ülkede bu kadar kendi değerlerine, kendi tarihine, kendi milletine, kendi ırkına, kendi kurucusuna bu denli saldırı tarihte bile bulamadım.

Sinirleniyoruz çoğu zaman, korkuyoruz, konuşmuyoruz ama o kadar birikti ki artık sosyal medyada bu trollere karşı bazı ülkeye gönül vermiş hesaplar da mücadele etmeye başladı. Ama aslında çok ciddi, eşi benzeri olmayan bir durumla karşı karşıyayız. Ülkede çok ciddi bir tehdit var.


Sonuç Ne Olur?

Bence bu tarz söylemler vatandaşların öfkesine sebep oluyor. Zamanında FETÖ’nün de tüm ülkeyi ele geçirmesi, kadroları kendi kontrol etmesi gibi şeyler vatandaşta öfkeye sebep olmuştu. Troller bilerek ve isteyerek ülkede kutuplaşmayı hedefliyor. Bu kadar öfke birikmesinin ileride huzurlu bir ortama dönüşeceğini beklemek mantıklı değil.

Bu kimliksizleştirmeye kanan gençler de yarın ümidi kesip benim yaptığım gibi beyin göçüne yöneleceklerdir.


Örgüt mü, Fikir mi?

Paylaşımlar belli odaklardan ve ağız birliği içinde olması kişisel fikirler olmasından çok örgüt oldukları fikrini güçlendiriyor. Zaten paylaşımları yapanlar genel olarak bu odakların paylaşımlarını yaymaktan başka bir şey yapmıyor, yani kendileri içerik üretmiyor.

Fakat FETÖ’de de olduğu gibi ben devlet içinde bu tarz bir örgüt olması fikrini doğru bulmuyorum. Bence durum benzer ve halkı da kutuplaştırıp ortak değerlere saldırdıkları ve nefret söylemleri hem de ülkeye karşı nefret söylemleri ürettikleri göz önünde bulundurursak, yakın zamanda FETÖ benzeri iktidarı da tehdit eden bir yapıya dönüşebileceği düşünülüyor.

Zaten daha önce farklı örgüt isimleri de zikredildi. Belki de zamanında FETÖ oluşumunun içindeyken çizgi değiştirmiş bir oluşumu bile olabilir diye düşünüyorum. Kısaca tamam bu vatandaşlar ülkeye ve millete zararlı ama bence yarın iktidar için de zararlı olabilirler.


Dış Kaynak, Dış Kaynak, Dış Kaynak

Bu yazımda da belirttim. Tamam içeriden de odaklar var bu belli ama kesinlikle dış desteklerinin de olduğunu düşünüyorum. Çünkü yukarıda da bahsettim, bu odaklar ağır bir şekilde Türklüğe düşman. Yani Türkleri bir gram bile seven bir kaynakları ya da destekleri olduğunu sanmıyorum.

Bu denli ülkemize, Türklüğe, kurtuluşa karşı olan, “Yunan galip gelseydi” diyen bir odak mutlaka dış destekli olmak zorunda. Ayrıca bu icraatlerin sonucu da ancak dış odakların işine geleceğinin de altını çizmek lazım.


Destekleyenlerin Motivasyonu Ne?

Cehalet mi?

Tamam, bunu destekleyen vatandaşlar belki de bu içerikleri üretenler değil. Ama bu odakların içeriklerini paylaşmalarının kendi ülkelerine ve kimliklerine saldırmasına rağmen motivasyonları ne olabilir diye düşündüğümde bir kısmının cehalet olduğunu görüyorum.

Bu, nesiller süren ağır bir cehalet ve fakirlikten kaynaklanıyor. Özellikle kenar mahallelerde ya da kırsalda kalmış ve eğitimin ulaşmadığı nesillerde hem fakirlik hem eğitimsizlik yaygınken, cumhuriyet kadını, cumhuriyet çocukları dediğimiz çoğunlukla beyaz Türkler dediğimiz grup çok daha refah içinde yaşadı ve bu da biraz halk arasında kine sebep oldu.

Evet, belki Türkiye Cumhuriyeti bu kişilere eğitim ve refah getirmekte gecikti ama bu eğitimsizlik, periferde kalma ve fakirliğin kökeni cumhuriyet değil, daha Osmanlı’dan gelme çok daha önceye dayanan bir geçmişi var. Cumhuriyet en azından bir kesime eğitim ve refah sundu. Yani şöyle rakamlara dökeyim: Osmanlı’da yüzde 1 refah varken Cumhuriyet döneminde bu yüzde 20’lere çıktı.

Ama bu bilinçli bir durum değildi. Sonuçta dağılmış ülke, borçları devralma, sanayi devrini yakalayamama ve diğer devletlere göre yüzlerce yıl geriden gelme durumları Türkiye Cumhuriyeti’ne değil, Osmanlı’ya has bir durumdu.

Bu ayrı bir yazı olacak, çok daha derin bir konu. Ama kısaca mantık: Cumhuriyetin bu geri kalmışlıkları toparlama sürecinde her kesime yetişememesi sonucu oluşan bir kıskançlık. Yani özgür kadına, eğitimli çocuğa duyulan bir kesim tarafından nefret. Bu konuyla ilgili başka bir yazı yazacağım.

Ancak bana göre ana motivasyon, eğitim seviyesinin oldukça yükseldiği ve bilgisayar çağında doğru bilgiye rahat ulaşabildiğimiz bu dönemde değil bence.


Maddi mi?

Evet, bence ekonomimizin çok bozulduğu bu dönemde ana motivasyon para. Maalesef bence çoğu “ya falanca şöyle bir illegalde kazandı benim ne eksiğim var, basit de bir iş yapayım, para ya da çıkar elde edeyim” kafasında çoğu diye düşünüyorum.

Çoğu “para kazanmıyorum, fikrim bu” diyor. O zaman neden kendi fikrini yazmıyor, paylaşmıyorsun da başkalarının, hep de belli kişilerin yazdıklarını örgütlü bir şekilde paylaşıyorsun?

Bu zihniyet maalesef beyin göçünden daha ağır bir ümidi kesmişlik çünkü beyin göçü yapanlar olarak en azından yazıp çizmeye, ülkemiz konusunda endişelenmeye, bilimsel ve ekonomik katkılar yapmaya ve ülkemizi temsil etmeye devam ediyoruz. Ancak bu kişiler ülkelerinin neredeyse parçalanmasına, ırklarına, değerlerine laf edilmesine destek oluyorlar.


Umutlu muyuz?

Ünlü trollerden Furkan Bölükbaşı, hemen ardından 20 kadar daha trolün tutuklanması bana umut verdi. Daha önce de söylediğim gibi bir ülkede, kurucuya, ortak değerlere, dile, milliyete, ülkenin kuruluşuna bu kadar saldırılması, tarihinin tamamen çarpıtılması, halkı kutuplaştırması iktidara da yarayacak bir şey değil.

Özellikle bu örgütün iktidara yanaşması, halkta bu ülke karşıtı söylemlerin iktidar tarafından çıkarıldığı yanlış algısına sebep olabileceği için iktidarın artık bu suç örgütü ya da örgütlerine yönelik harekete geçmesi gerekmektedir. Ayrıca bu vatandaşlar gerçek şeriata de karşı olup tanımladıkları sözde şeriatin de Afganistan tarzı terör devleti olduğu, iktidarın istese de bunu yapamayacağı göz önünde bulundurularak, iktidar elinde bulundurduğu güçten ziyade her an kendine karşı dönebilecek bir güç olarak değerlendirmelidir.


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir