Uyanış Manifestosu 4: Hermetika
Dinlerin çıktığı yeri araştırırken Hermetika isimli çok enteresan bir şeye rastgeldim. Yazı dizimin önceki bölümlerinde sadece İslam adı altında nasıl yozlaştığımızı, başka dinlere mensup emperyalist odakların bunu nasıl yönettiğini, İslam’ın nasıl yozlaştığından bahsetmedim. Ayrıca dinlerin nasıl bir önceki gelen dinlerden ya da etkileştikleri toplulukların dininden toplayıp devşirdiğinden ve bugünün dinlerini ortaya çıkardığından bahsettim. İşte bugün bahsedeceğim şey de unutulmuş ama bugün hayatımıza aşırı derecede etki etmiş olan Hermetika’dan bahsetmek istiyorum.
Hermetika’yı Eski Mısır rahipleri ortaya çıkarıyor. Bu yazmalar ve tabletler toplamında yok yok. Kuantum fiziğinden bugünkü kutsal kitapların felsefesine kadar her şey var. Dünyanın ve içinde bulunduğumuz evrenin nasıl işlediğine sanırım biz şu an aşırı derecede materyal dünyada olduğumuzdan anlayamadığımız bir çok şeye meditasyon ve farklı ritüellerle ulaşmışlar.
Aslında meditasyonu ilk keşfeden Mısırlı rahipler değilmiş. Budistler ve ilk kurumsal dinin icatçıları Vedalar da meditasyon yapıyormuş. Ama bilinen ilk meditasyon aslında işi davullarla çok da kolaylaştıran Şamanlarmış. Aslında bu kadar farklı coğrafyalarda insanoğlunun aynı çözümü ve yolları bulmuş olması gerçekten çok enteresan.
Hermes Trismetisgus
Büyük İskender Mısır’ı aldığında İskenderiye’de büyük ilim okulları kuruluyor ve Hermetik felsefe Hermes Trismegistus adı altında geliştirilip mükemmel hale getiriliyor. Tabii aslında Mısır rahipleri Thoth’un rahipleriymiş. İskender döneminde Mısır ve Yunan kültürü iç içe geçiyor ve Yunan tanrısı Hermes ile Mısır tanrısı Thoth’u birleştiriyorlar. Tabii Hermes Trismegistus olduktan sonra bu o zamanki din ve bilim adamları tarafından kollektif bir çalışma oluyor Hermetika.
Hermetika o dönemin en önemli çalışmalarından sonra Yunan’da ve Roma’da da Pisagor gibi okullar da bunlardan zaten Mısır rahiplerinden etkilenmişken bilim ve felsefe ortak bir dile geçiyor.
Daha önceki yazımda bahsetmiştim. Her şey Roma döneminde yeni çıkarılan Hristiyanlık anlatısıyla bozuluyor. Hermetika ve insanlığın ulaştığı noktadaki diğer tüm önemli kaynaklar pagan sayıldığı için İskenderiye Kütüphanesi’nde yakılıyor. O dönem çok önemli bir bilim kadını olan Hypatia vahşi şekilde katlediliyor.
Ancak önce alınan duyumlarla birlikte Sâbiîler gibi diğer din mensupları sayesinde bu değerli kitaplar İskenderiye Kütüphanesi kül olmadan önce Orta Doğu’ya kaçırılıyor. Sonra da bu kitaplar Abbasi döneminde ya da Endülüs Emevi döneminde de İslam’ın Altın Çağı’nda bilim ve ilim adamları tarafından korunuyor.
İslam’ın da zamanla bozulmasıyla Reform ve Rönesans’la da birlikte Newton, Jung, Kepler, Bruno, Paracelsus, Blavatsky, Steiner gibi diğer pek çok bilim adamı tarafından simyadaki ölümsüzlük peşinden kitap bulunmuş ve bugünkü bilim de bu eserler sayesinde bugüne ulaşmıştır. Merak ediyorsanız söyleyeyim: Hermetika’ya göre evrenin yapı taşı tek ve hepsi birbirine benziyor. Bu yazımda da söylediğim gibi mikrokozmos makrokozmosa benziyor. Sadece bu değil, dünyadaki nehirler dahi insanların kan akan damarlarına benziyor. Yani bir şeyin cevabını bulmak için başka bir şeye bakabiliriz. Ve bu kitapta daha pek çok gizem var.